Gül

Sabra dair
Sabır konusunda en fazla yapılan hatalardan biri, maruz kalınan sıkıntılara amaçsız bir şekilde tahammül gösterip ruhen ve bedenen kaldıramayacak bir noktaya gelmektir. Bir hedefin ve amacın bulunmadığı yerde sabırdan söz edilemez. Ulaşmak istenilen bir hedef ve amaç varsa, o yolda karşılaşılan engellerle mücadelenin zorluklarına tahammül, acı verse de insanda kasvet oluşturmaz. Korunacak bir emanet, taşınacak bir yük, yapılacak bir iş varsa sabır yegane enerjidir. Çünkü bir sorumluluğun varlığı, güçlü ve uyanık olmayı, emanete zarar vereceklere ve sorumluluğu yerine getirme konusunda çıka cak engellere karşı direnç gösterebilmeyi gerektirir. Sabır aklı, canı, malı, dini korumak; ilişkileri devam ettirmek; bir üst seviyede ilerleyebilmek için engeller karşısında pes etmemektir. Yürümeye devam etmektir. Bu, zoraki ve amaçsız bir tahammülden çok farklı bir durumdur. Ulaşmak istenilen bir hedef ve sağlam bir gerekçe vardır. Hedef net, amaç iyi, hedefe ulaştıracak yol doğru olduğunda insan; güçlü, kararlı ve uyanık olur. Bu, her zorlu yolun doğasıdır. Hedefine ulaşmak isteyeni kimi zaman o yolda karşılaşılan engeller zorlasa da bu durum ruhuna kasvet vermez, bedeninde yılgınlık oluşturmaz. Böyle bir sabır, değil hayatı karartmak aksine korur ve yolu aydınlatır.
Duygu ve Düşünce
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Batı'nın kör bir şekilde taklit edilmesi, genç Müslümanların kendi medeniyetlerine ve kültürlerine olan inançlarını kaybetmelerine neden olmuştur. Genç Müslümanlar her iki uygarlığı da tam anlamıyla anlayamamış ve yönetemez hale gelmişlerdir. Günümüz Müslümanlarının bir kısmı için de birçok alana İslamî ilkeler üzerine büyük katkıları olan atalarımızın zengin mirasından habersiz durumda olduklarını söylemek yanlış olmaz. Zaman İçindeki tüm bu gelişmelerle beraber mahmurluğu üzerinden atan İslam düşünürleri sayesinde bilimden İslam'a değil de İslam'dan bilime bakmanın önemi farkedilir oldu. Bu da iki farklı yaklaşımı doğurdu. Birincisi "her bilim belli bir metodun. zihni bir tavrın ve bakış tarzının ürünüdür, dolayısıyla Batı'nın ulaştığı bilimsel gerçeklerin temelinde Batı'yı Batı yapan değerler manzumesi yatmaktadır." Dolayısıyla İslami bilim anlayışına erişebilmek için zorlamalardan beri, İslami değerler üzerine temellenmiş fikri oluşumlara ihtiyaç vardır gerekirse geleneğe başvurulabilir, ikinci yaklaşım ise "bilgiyi Batılı yasfindan kurtarmak ve İslami bir kimlik kazandırma çabasıdır". Bu yaklaşımlara bağlı olarak yapılması gerekense bütün bilgilerin tevhid esası üzerine bina edilmesi (Faruki, 2016, s. 11) yani bilginin İslamileştirilmesidir.
Sayfa 49·Kitabı okudu
Alıntı
Kimileri Gazali, Belhi, Râzi gibi ilk Müslüman âlimlerin eserlerinde karşımıza çıkan şeyin İslami psikoloji olduğunu savunmaktadır. Kimileri ise İslamî psikolojinin tasavvuf veya nefsi arındırma ile eşdeğer olduğunu düşünmektedir. Kimileri de İslamî perspektiften fitrat, nefs, kalp, ruh, akıl gibi benliğin doğasını anlamaya odaklanan bir alan olduğunu düşünmektedir. Bazıları da İslamileştirme teriminin çok çeşitli anlamları olmasına rağmen psikolojik fenomen için teolojik açıklamaların verildiği psikolojinin İslamileştirilmesi olarak görmektedir. Kimileri de dua ve benzeri manevi uygulamaların psikoterapide kullanılmasıyla ilgili olduğunu düşünmektedir. Bazıları İslamî psikolojinin Müslümanlarla ilgili bir psikoloji olduğunu düşünürken, bazıları da bu disiplini Müslüman psikolojisi olarak telakki etmektedir. Hatta kimilerince İslam ve psikoloji hareketi olarak adlandırılmaktadır. Bütün bu farklı kavramsallaştırmaların kendilerince geçerlilikleri vardır. İslamî psikolojiyi tanımlamanın en iyi yolu İslamî epistemolojik, ontolojik ve metafizik bir dünya görüşü ile desteklenen psikoloji olduğunu belirtmekten geçer. İslamî psikoloji İslam'ın bireylere vaaz edilmesi değil ancak psikolojinin karşılaştığı sorunlara bilimsel bir disiplin oluşturarak İslam'la çözüm bulma çabasıdır (Al-Karam, 2018; 2020).
Sayfa 35·Kitabı okudu
Alıntı
Aslında, İslami psikanaliz türünü kavramak; İslam'ın anlaşılamazlığını ileri süren İslamofobik düşünceyi etkisiz hale getirir. Farklılıklara karşı koyarak ve analojiye kucak açarak, ayrımların çöküşünü izlemek sadece analitik olarak değil, siyasi olarak da gereklidir.
Sayfa 39
Devletle mahkemelik olan birisi mahkemeye gittiğinde, karşısında tarafsız olması gereken hakim, devletin tarafında bulunmaktadır. Devletin maaşlı memuru devletin tarafında durur, yine devletin memuru olan savcı da vatandaşla aynı hizada değil, daha yüksekte durmaktadır. Bu durum adalet kavramına aykırıdır. Devletle mahkemelik olan bir insanın "Bu hakim devlete karşı benim hakkımı koruyabilir" duygusu içerisinde olması gerekir. Mahkemelerdeki durumun o duyguyu vermesi gerekir.
Sayfa 68·Kitabı okudu
1000Kitap