Sabır konusunda en fazla yapılan hatalardan biri, maruz kalınan sıkıntılara amaçsız bir şekilde tahammül gösterip ruhen ve bedenen kaldıramayacak bir noktaya gelmektir. Bir hedefin ve amacın bulunmadığı yerde sabırdan söz edilemez. Ulaşmak istenilen bir hedef ve amaç varsa, o yolda karşılaşılan engellerle mücadelenin zorluklarına tahammül, acı verse de insanda kasvet oluşturmaz. Korunacak bir emanet, taşınacak bir yük, yapılacak bir iş varsa sabır yegane enerjidir. Çünkü bir sorumluluğun varlığı, güçlü ve uyanık olmayı, emanete zarar vereceklere ve sorumluluğu yerine getirme konusunda çıka cak engellere karşı direnç gösterebilmeyi gerektirir. Sabır aklı, canı, malı, dini korumak; ilişkileri devam ettirmek; bir üst seviyede ilerleyebilmek için engeller karşısında pes etmemektir. Yürümeye devam etmektir. Bu, zoraki ve amaçsız bir tahammülden çok farklı bir durumdur. Ulaşmak istenilen bir hedef ve sağlam bir gerekçe vardır. Hedef net, amaç iyi, hedefe ulaştıracak yol doğru olduğunda insan; güçlü, kararlı ve uyanık olur. Bu, her zorlu yolun doğasıdır. Hedefine ulaşmak isteyeni kimi zaman o yolda karşılaşılan engeller zorlasa da bu durum ruhuna kasvet vermez, bedeninde yılgınlık oluşturmaz. Böyle bir sabır, değil hayatı karartmak aksine korur ve yolu aydınlatır.