Bir işi karşılık beklemeden yapmak hem asil hem de özgürleştirici bir eylemdir. Karşılık bekleyen, karşı tarafın kölesi olur. Karşılığını alamayınca üzülür, dertlenir, umutsuzluğa kapılır. Kendi mutluluğunu başkalarının eylemine endeksler. Bu yüzden de kendi içinde hiçbir zaman mutlu olamaz. Mutlu ve mutmain olmak için hep başkalarının beğenisine, onayına, ikramına vs. ihtiyaç duyar. Kendini onlara muhtaç eder. Halbuki hiçbir beklentisi olmayan kişinin hakkı ve nasibi en yüksek makamdan gelir.
Araç amaç hâline geldiğinde tüm denge bozulur ve ifsat başlar. Aynı şekilde kendi zatında amaç olan bir şeyi araçsallaştırdığınızda yine denge bozulur ve mefsedet başlar.