Abdülhamit'in kendisi de bir ölme ve öldürülme korkusundan yaşamı boyunca sıyrılamadığını itiraftan kaçınmamıştır. Anılarında "Öldürmek kadar öldürülmekten de korkarım; nedense benim için hayat boyunca bir nefret ve korku kaynağı olmuştur" dediği ileri sürülür. 26.09.1909 tarihli, Selânik'ten "Devlet, millet, mebusan ve askere" dilekçesinde "Can korkusu insan için her an ölümdür, hayat ise kutsaldır, ondan güvensizliğe düşmek gibi bir felaket olmaz" diye yazmıştır.
Tahta geçmek için Abdülhamit özel bir çaba sarf etmemiş, günün egemen güçlerinin (orduya dayanan Yeni Osmanlı grubu) kararıyla ve şartlı olarak getirilmiştir: Hazırlanan yeni siyasal kurumlaşmayı kabul edecekti. Hatta geçici bir görevlendirmenin bahis konusu olduğu hakkında da -belgesi bulunmayan- bir iddia vardır: Rahatsızlığı geçerse Murat tekrar tahta oturtulacaktır.