Hayriye

Hayriye
@_hayriye
Pürmelâl.
@_hayriye·
·
sabitlendi
"Dışı sükun ile mâlî, derunu mahşerdir.”
"Abdülhamit, zekidir, bilgilidir, cana yakındır ve yaptığını iyi yapmak isteyerek, yüce görevinin bilinciyle ve -her şeyi kendi görmek isteyerek, bütün işleri yakından izleyerek- başarı hırsıyla dolu olarak günde 15 saat çalışır. (...) Uyruklarının en çalışkanı olarak, Osmanlı imparatorluğu' nun korkunç ağır olan yapısını o ayakta tutuyor. Ne kadar yazık ki bu büyüklüğü maalesef onu bir yere bağlamaktadır; olan şeyleri kendi gözleriyle görebilse, ne çok haksızlık ve ne çok zulümler ortadan kalkardı. Ancak maalesef Sultan hiç dolaşmaz ve pek çok şey gözünden kaçar."
Abdülhamit'in kendisi de bir ölme ve öldürülme korkusundan yaşamı boyunca sıyrılamadığını itiraftan kaçınmamıştır. Anılarında "Öldürmek kadar öldürülmekten de korkarım; nedense benim için hayat boyunca bir nefret ve korku kaynağı olmuştur" dediği ileri sürülür. 26.09.1909 tarihli, Selânik'ten "Devlet, millet, mebusan ve askere" dilekçesinde "Can korkusu insan için her an ölümdür, hayat ise kutsaldır, ondan güvensizliğe düşmek gibi bir felaket olmaz" diye yazmıştır.
Abdülhamit tahttan ayrılıncaya kadar, İttihat-ı İslam politikası kışkırtmama ve dış ülkelerin içişlerine karışmama ilkesinden ayrılmamıştır.
Tahta geçmek için Abdülhamit özel bir çaba sarf etmemiş, günün egemen güçlerinin (orduya dayanan Yeni Osmanlı grubu) kararıyla ve şartlı olarak getirilmiştir: Hazırlanan yeni siyasal kurumlaşmayı kabul edecekti. Hatta geçici bir görevlendirmenin bahis konusu olduğu hakkında da -belgesi bulunmayan- bir iddia vardır: Rahatsızlığı geçerse Murat tekrar tahta oturtulacaktır.