"Abdülhamit, zekidir, bilgilidir, cana yakındır ve yaptığını iyi yapmak isteyerek, yüce görevinin bilinciyle ve -her şeyi kendi görmek isteyerek, bütün işleri yakından izleyerek- başarı hırsıyla dolu olarak günde 15 saat çalışır. (...) Uyruklarının en çalışkanı olarak, Osmanlı imparatorluğu' nun korkunç ağır olan yapısını o ayakta tutuyor. Ne kadar yazık ki bu büyüklüğü maalesef onu bir yere bağlamaktadır; olan şeyleri kendi gözleriyle görebilse, ne çok haksızlık ve ne çok zulümler ortadan kalkardı. Ancak maalesef Sultan hiç dolaşmaz ve pek çok şey gözünden kaçar."
Abdülhamit'in kendisi de bir ölme ve öldürülme korkusundan yaşamı boyunca sıyrılamadığını itiraftan kaçınmamıştır. Anılarında "Öldürmek kadar öldürülmekten de korkarım; nedense benim için hayat boyunca bir nefret ve korku kaynağı olmuştur" dediği ileri sürülür. 26.09.1909 tarihli, Selânik'ten "Devlet, millet, mebusan ve askere" dilekçesinde "Can korkusu insan için her an ölümdür, hayat ise kutsaldır, ondan güvensizliğe düşmek gibi bir felaket olmaz" diye yazmıştır.