Ve etrafımda sadece masa, dolap, yatak, duvar kâğıdı, pencere vardı, oyalanabileceğim bir kitap, gazete, yabancı bir yüz, yazmak için kalem, oynamak için kibrit, hiç, hiç ama hiçbir şey yoktu! Bu otel odası yönteminin ne kadar şeytani bir akılla kurgulandığını, psikolojiyi ne denli canice mahvettiğini yeni yeni kavrıyorum. Toplama kampında elleriniz kanayana kadar, ayaklarınız donana kadar el arabasında taş taşımak ya da iki düzine insanla sıkış tıkış iğrenç kokular arasında dondurucu bir odada yatmak zorunda olabilirsiniz. Ama insan yüzü görebilirdiniz, bir tarlaya, bir el arabasına, bir ağaca, bir yıldıza bakabilirdiniz. Buradaki gibi etrafınızda aynı korkunç şeyler olmazdı.