Heda

Heda
Modern bir diyarda antik hayaller...
Necip, onayını almak için taklalar attığı insanların başka insanlar için attığı taklaları izliyor olduğunu fark etti. Detaylar iyiden iyiye manasını kaybetmeye başlamıştı tepede.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Resim büyüdükçe detaylar küçülüyor, detaylar küçüldükçe temel motivasyonlar ortaya çıkarak daha belirgin hale geliyorlardı. Bu insanların çocuğuydu Necip. 26 yaşında kaygı bozukluğu yaşayan, yalnızlıktan mustarip bir hırsızdı. Ailesiyle geçirdiği yıllar ona intikam aramayı, affetmemeyi, merhamet göstermemeyi, insanları kategorize etmeyi, güvensizliği, duygularını korumak için tedbirli olmayı öğretmişti. Ailesinden aldığı bu temel eğitim müfredatının eksik bıraktığı merhameti, dinlemeyi, spekülasyon yapmak yerine anlamaya çalışmayı, empati kurmayı, iletişim kurarak çatışma çözümlemeyi kendi başına öğrenmesi gerekmişti. Pek iyi bir iş çıkaramamıştı Necip. Çıkaramazdı da zaten.
"Adamın mezarının üzerinde dans ediyorlar," dedi elini omzuna koyan Kıral. "Kim ki bu adam?" dedi Necip dans pistine tekrar dönüp bakarak. Babasını tanıyamadığı için değil, babasıyla gerçekten tanışma fırsatına hiçbir zaman erişememiş olduğu için sormuştu bu soruyu.
Çalan müzik de tam olarak böyle bir müzikti işte. Kimse zevk almıyor, anlamıyor fakat dinlemeleri gerekenin ve en pahalı müziğin bu olduğuna inandıkları için oldukları yerde kendilerini daha rahat hissediyorlardı.
Anlamayacak o kadar çok şey vardı ki, Necip bazen aralarından seçip seçip öyle anlamıyordu.