Ove'nin babası demiryollarında çalışıyordu. Avuçları sanki bıçaklarla deriye şekiller oyulmuş gibiydi hep ve yüzündeki kırışıklıklar o kadar derindi ki terlediğinde damlalar o çizgilerden göğsüne doğru akardı. Saçı seyrek, vücudu inceydi ama kollarındaki kaslar kaya gibi sertti. Ove çok küçükken, babası ve annesiyle birlikte babasının iş arkadaşlarının olduğu büyük bir kutlamaya gitmişti. Babası birkaç şişe bira içtikten sonra, bazı konuklar onu bilek güreşine davet etmişti. Ove, o zamana kadar karşısında oturan bu devasa adamlar gibisini hiç görmemişti. Bazıları sanki yüz seksen kilo çekermiş gibi görünüyordu. Babası hepsini yenmişti. O gece eve döndüklerinde babası Ove'nin omzuna kolunu atıp, "Ove, sadece domuzlar güçle boyutun aynı şey olduğunu sanır. Bunu unutma," demişti. Ove de hiç unutmamıştı.