NeuroStoryTR

NeuroStoryTR
@_iamserdar
Ölüm ne büyük bir sırdır; İnsan düşünür ama çözemez. neurostorytr.com instagram.com/iams.erda.r?igs...
Burnumuzun dibinde ne kötülükler yaşanıyor. Dünya bir kıyamet. Bunca çirkinliği kaldıramıyoruz. Hançer gibi bazı meseleler, saplanıp kalıyor yüreğimize. Ne yapabiliriz bilmiyoruz. Sinem Sal, "Dünyadan bütün intikamımı aldım, bu sabah çiçekleri suladım" der ve ekler: "işte benim marifet
Reklam
Yan yana koltuklarda oturmuş dizi izliyorduk. Kadın, adama durmadan “Çünkü sana âşığım,” diyordu. Ben de anneme “Aşk tam olarak nasıl bir duygu?” diye sormuştum. Bunu sorduğum anda annem televizyonu kapatmıştı. Ellerimi ellerinin içine alıp şöyle demişti: “Kolluklarını çıkardığımız günühatırlıyor musun?” “Evet.” “O gün ne olmuştu?” “Yüzmüştüm.” “Doğru. İnsan bir kere yüzmeyi öğrenirse, bir daha unutmaz değil mi?” “Unutmaz anne.” “Peki... Geçen yaz ne olduğunu hatırlıyor musun?” “Ne oldu?” “Ayağına kramp girdiği için az kalsın boğuluyordun. Yüzme bilmene rağmen.” Annem, bunları söyledikten sonra “Aşk, tam olarak böyle bir şey” demeseydi, felaket hikâyemle aşk arasındaki bağlantıyı asla kuramazdım. Neyse ki söyledi. Ben ne mi yaptım? Lisede ilk kez âşık olduğumda kolluklarımı çıkardım ve ayağıma kramp girdi. Hazırlıklı olmam beni “az kalsın boğulmak”tan alıkoymadı. Yine de bu, annemin beni ilk aşka da hazırladığı gerçeğini değiştirmez. Behice'nin Yarım Kalan İşleri
Seversin vazgeçmeyi. Bu işten de vazgeç. Mutluluğundan vazgeçtiğin gibi..." - Kinyas ve Kayra,
Varlığım kimilerini çok incitiyor. Bu yüzden hep hafif olmak istedim. Ayaklarımı yere bir kar tanesi kadar hafif basmak. Ayaklarımı yere basmıyormuş gibi basmak. İz bırakmadan yaşamaya öyle çok gayret ediyorum ki, kendim de kendime karşı görünmez oluyorum bazen. Arasam da kendimi bulamıyorum.
İnsan sevgisi… Bu kadar çok kullanıldığı hâlde üzerinde bu kadar az düşünülen, bu kadar az anlaşılan bir kavram yoktur herhâlde. Çevrenize bakın, politikacısından şairine, esnafından futbolcusuna, hamalından filozofuna, herkes bir insan sevgisinden bahseder. Bütün bunların içinde, bu ağızlarından düşürmedikleri sevgiyi, yüreğinde bir nebze olsun hisseden var mıdır acaba? Elbette bir gün, insan sevmemin bedelini, demir parmaklıklar ardına tıkılıp yapayalnız bırakılarak ödeyecektim. Beni yakaladılar, zincire vurdular, dövdüler, hor gördüler, aşağıladılar. Bütün bu işkenceler yetmedi, bir de “Reşitpaşa Canavarı” diye isim taktılar; asıl canavar kendileri değilmiş gibi. Şimdi bu soğuk hücrede, ömrümün sonuna kadar insan sevgisinden mahrum bir başıma kalmaya mahkûmum. Oysa benim ne suçum vardı, insan sevmekten başka?
Reklam