Anılar defterinde gül yaprağı
Gibi unutuldum kurudum
Başıma düşmüş sevda ağı
Bir başıma tenhalarda kahroldum
Sen kimbilir, rüzgârlı eteklerinle
kimbilir hangi iklimdesin, Ben
Sensiz bu sessizlikle
Deli gibiyim sensiz
Bu sessizlikle
Ayrılıkla başım belada
Gözlerini çevir gözlerime
Yoksa sensiz bu sessizlikle
Deliler gibiyim
Sensiz bu sessizlikle”
"...Hiç körle gören bir olur mu; yahut karanlıklarla aydınlık eşit olur mu?"
Elbette olmaz. Demek ki köre yüzümüzü sağıra sözümüzü süslemeye gerek yok. Körlük ve sağırlık fiziksel midir? Hayır kalp körlüğü ve kalbin sağırlığıdır asıl mesele.Duymak istemeyene duyurmak görmek istemeyene gördürmek boş ve gereksiz bir uğraş değil midir ?