Şundan bir yudum çek ve anlat içindeki herşeyi biliyorsun olmayacağım hayatında.
Anlat işte dinlemek istiyorum.
Hani kabuslar/gerçekleşmesini istemediğin rüyalar akarsuya anlatılır ya sende öyle anlat bana.
Hiç tanımadığın tanıyamayacağın ırmağınım ben konuş bana.
Zaten düşündüm de bu aralar kendimi hiç yakıştıramıyorum sana.
Aldın kendini kendinden, seni benden hep yukarılara.
Ben yine şair olamadım yazamadım sana.
Aslında Hanzala, bir bitkinin adıydı. Bu öyle bir bitkiydi ki her kesildiğinde daha da büyüyordu. Belki de Naci el-Ali; simgeleştirdiği Hanzala'yı hep böyle görmek istiyordu: daha güçlenmiş, daha Mağrur ve sırtı dünyaya hep dönük...
...Herkes yabancıydı. Sert ve güçlüymüşüz gibi davranmak zorunda hissediyorduk. Çevremdeki çocukların hiçbiri astronot, öğretmen, doktor olacağım demezdi. Hepimiz soyguncu hırsız ya da suçlu olmayı hayal ederdik....