Sevgili Anneciğim,
Binlerce kez açıldım, binlerce kez kapandım, yokluğunda
Kocaman bir dağ lalesi gibi
....
Hatırlar mısın?
"MAVİ SAÇLI" bir tanrı gibi Severdim Burdur Gölü'nü
O göl şimdi içimde kocaman bir anne ölüsü
....
Bazen ölmek istiyorum
Beni yeniden doğurman için
İri, ekşi bir vişne tanesi gibi
...
Gri kediler sarmıştı etrafımızı, gri dağlar...
...
Zaman bir salyangozun vücudunda yaşıyor burada
Ve çok ağır ilerliyor
Yüzümdeki çillerden başka
İsyan eden biri yok hayatımda.
Artık bütün üzgün oluşlarımın adı:
ANNE!
Dönüşü olmayan ya da uzun süreli ayrılıklar öncesinde söylenen vedalaşma sözü. Dilimize Arapça'dan geçmiştir. Ayrılık mânâsına gelen veda kelimesinden türetilmiştir.
"O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacık bir kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve Elveda! deyip mavi gözlü deve
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.
(Nazım Hikmet/"Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın ve Hanımelleri", Benerci Kendini Niçin Öldürdü?)
Teşekkür eden. Minnettar. Dilimize Arapça'dan geçmiştir. Şükür kelimesinden türetilen, memnuniyet ve minnet gösterme manasındaki teşekkür kelimesinden türetilmiştir.
"Anlattığım her hikaye için bana bir saat süre verdiğin için sana müteşekkirim. Fakat şunu iyi bil: Ben bu süreyi yaşamak yerine, hikaye anlatmak için kullanıyorum. "
(İhsan Oktay Anar/Efrasiyab'ın Hikayeleri)