İçki bardakları ve çörek börek tepsilerinin uzağındayız. Toplantıyı izlemek için Ankara'dan gelen İsmet Özel yanımızda. Birileri tanıştırdı. İsmet tebrik etti bizi. "Toplantının yıldızısınız" dedi. Birkaç cümleden sonra "Bizim safımızda olmanızı isterdim" dedi. "Allah korusun" dedim. İsmet Özel'in yanında nursuz bir yüz belirdi, haşa "Ne karışır"dedi. Ve ben "Yalnız o karışır."dedim. Böyle oldu.
Ek bilgi.
İsmet özel gençlik yıllarının başlarında solcu ve marksist düşünceye yatkındı. Daha sonra İslami düşünceyi benimsedi. İsmet özel bir yere bağlı kalmadan yazan biriyken Cahit Zarifoğlu Mavera dergisine bağlıydı. Çok sıkı dost olmasalar da birbirlerine saygı duyar, severlerdi.
Yüreğim dağlanıyor. Doğu Türkistan da çocukların eziyet görmesi daha ufacıkken psikolojik baskı ve işkence görmeleri. Bir babanın çaresiz kalması ailesinden koparılıp eziyet edilmesi onurunun kırılması. Kadınların namusunun korunamaması. Bir yandan Gazze de ki soykırım. Esirlerin çeşit çeşit işkenceye maruz kalması yıllarca akıllarını kaybedene kadar eziyet edilmesi. Bomba sesleri. Ufacık çocukların gözlerindeki korku. Bir yandan da Türkiye deki çocukların akran zorbalığı yüzünden daha hayatlarının en başında hayattan koparılması bu zorba gençlerin nasıl böyle bir kalbe sahip oldukları ? Ailesinin saçının teline kıyamadığı kızlarının okumak için gidip öldürülmesi ve daha fazlası. İnsanların karşısındakine yardim ederken onu rencide etmesi. Ya daha sayayım mı. Nasıl bir dünya. Engel olamıyorum, olamıyoruz. Ama bir çoğundan da hesaba çekileceğiz. Anlatabiliyor muyum ?!
Suyu kurumuş bir göl yatağında nereye kadar yürüyebilirsiniz? Kitapları yanıp kömür olmuş bir kitaplıkta yepyeni elbiseleriniz kravatınız boyalı ayakkabılarınızla işiniz ne?
İçinizde ve elinizde karşılığı bile bulunduğuna bakmadan yaparak yaşayın inandıklarınızı.
* * *
Sözleriniz değil,ama güneş doğmamışken, gecenin sabaha karşıki besleyici karanlığında sizi mescide giderken görmek inandırır beni.