Maral Ana

Osmanoflar
4/10
·221 syf.··
2024 9. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 08 Temmuz 2024 19:24
Ne yazık ki aradığımı bulamadığım kitap. Romanın farklı karakterlere sahip üç erkek çerçevesinde kurulması, bana Karamazov Kardeşleri hatırlattı biraz. Ancak roman tekniği ve dili açısından kusurlu bir eser. Otuzlu yaşlarında vefat etmiş yazarın tek romanı olduğunu göz önünde bulundurursak bunu normal karşılamak gerekiyor.
Edebiyat
OsmanoflarKenan Hulusi Koray · Ötüken Neşriyat · 202297 okunma
Reklam
10/10
·346 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2024 02:41
Yer yer "Onlar da İnsandı" tadı alarak, "Ey Güzel Kırım", "Biz Kırım'dan Çıkkanda" ezgileri eşliğinde gözyaşı dökerek okuduğum Kırım romanı. Sevinç Çokum'un arı Türkçesi ile Kırım Tatarlarının çektiği acıların sadece küçük bir kısmını okuyoruz. Kırım'ın hâlâ Rus işgâlinde olduğunu düşünmek ise insanın canını daha çok yakıyor.
Hilal GörününceSevinç Çokum · Kapı Yayınları · 2017532 okunma
Spolier içerir!
9/10
·311 syf.··
Beğendi
·
2022 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2022 05:23
Kitap adından da anlaşılacağı üzere Eski Ahit'teki Sodom ve Gomore anlatısına bir telmihtir. İstanbul'un işgal edildiği yıllardaki sefahat hayatı Sodom ve Gomore şehirlerinin helak olmasına neden olan olaylara benzetilir. Öyle ki başkahraman Necdet'in ağzından İstanbul'un da Sodom ve Gomore gibi bir felakete uğraması gerektiğini okuruz. Kitabın başkahramanı Necdet, aynı dönemde yazılan ve Millî Mücadele yıllarını anlatan diğer romanların önemli kahramanlarından farklıdır. Diğer romanlarda başkahramanlarımız hep açıktan veya gizlice Millî Mücadele'ye fiilen destek olmuş kişilerdir. Hatta önceleri Millî Mücadele'ye karşı olanlar bile sonra taraf değiştirmiştir. Belki yalnız Üç İstanbul'un Adnan'ı bu yönüyle Necdet'e benzetilebilir. Adnan, Ankara'daki hareketi desteklemesine rağmen Ankara'ya geçmek için davet bekliyordu. Necdet de kitabın ilk sayfalarından itibaren İngiliz düşmanıdır ve içinden Millî Mücadele'yi destekler ama Anadolu'ya geçmek için herhangi bir çaba göstermez. Sadece iki kere Anadolu'ya geçme fikrini okuruz: İlkinde Leylâ'nın ahlaksızlıklarından bunalıp kendini Anadolu'ya atmayı düşünür ancak Sakarya cephesinden zafer haberi gelince bu fikir silinir. Ta ki kitabın sonlarına kadar... İkincisinde ise bir iş için Ankara'dan İstanbul'a gelen arkadaşı Cemâl Kami'den kendisini de Anadolu'ya götürmesini ister. Zaten büyük zafer kazanılmak üzere olduğu için arkadaşı bu isteği yersiz bulur. Necdet, roman boyunca karşımıza vatansever bir genç olmaktan ziyade Leylâ'ya âşık bir genç olarak çıkar. Leylâ'nın İngiliz subayı ile yaşadığı sefahat hayatına duyduğu kıskançlıklara şahit oluruz roman boyunca. Buna rağmen Necdet'in sırf Leylâ için defalarca işgalci askerlerin de yer aldığı partilere katıldığını görürüz. Şayet Leylâ daha aklı başında bir kız olsaydı, işgalci
Edebiyat
Sodom ve GomoreYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20246,7bin okunma
9/10
·187 syf.··
Beğendi
·
2022 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2022 20:47
Türk Kültüründe Kadın Şaman, öğretici bir metin olmasına rağmen dili ve üslubu ile yormadan kendini okutabilen bir eser. Kitap, ister istemez Şamanizm hakkında da bazı bilgiler vermesine rağmen genel olarak -adından da anlaşılabileceği gibi- kadın şamanlar üzerinde durmaktadır. Şamanizm ile ilgili araştırmalar yapan çeşitli araştırmacıların da görüşlerinden yararlanarak ilk şamanların kadınlar olduğunu söyler, Fuzuli Bayat. Demirin işlenmeye başlanması ve demirden silahlar üretilmesiyle birlikte toplumlar toplayıcılıktan avcılığa geçmişlerdir. Bu da toplumda erkeklerin kadınlardan daha önemli görülmesine neden olmuştur. Bu durum pek çok alanda olduğu gibi şamanlıkta da etkisini göstermiştir ve erkek şamanların sayısı kadın şamanları geçmiştir. Ancak yine de her dönemde kadın şamanlar varlığını sürdürmüşlerdir. Kimi toplumlarda sıradan kadınlar, erkeklerin gerisinde kabul edilirken kadın şamanlara her zaman saygı duyulmuştur. Verilen bilgiler arasında şamanların semavi varlıklarla cinsel ilişkiye girdiği ve onlarla evlendiği de bulunmaktadır. Bu semavi eşler kadın şamanları kıskanmakta ve onların evlenip çocuk sahibi olmasına izin vermemektedir. Erkek şamanların ise pek çoğunun evli ve çocuklu olduğu kaydedilmiştir. Kitapta dikkat çeken noktalardan biri de ruhların isteği üzerine erkek şamanların cinsiyet değiştirmesidir. Hatta cinsiyet değiştiren pek çok erkek şamanın daha sonra evlendiği de belirtilmektedir. Bazı erkek şamanların ise cinsiyet değiştirme sürecini tamamlayamadığından bahsedilmektedir. Bunlar ise kamlık yaparken kadın gibi giyinmek ve davranmak şartıyla ruhların iznini alırlar ve erkek olarak yaşamlarını sürdürürler. Cinsiyet değiştirme durumunun kadın şamanlarda çok nadir görüldüğü de vurgulanmıştır. "Görünür ilk çağlarda kadın şamanlar, doğumla
Mitoloji
Türk Kültüründe Kadın ŞamanFuzuli Bayat · Ötüken Neşriyat · 2015369 okunma
8/10
·78 syf.··
Beğendi
·
2022 10. kitabı
Kitabın Hüseyin Özdemir tarafından yayıma hazırlanan Ötüken baskısı metinlerin hem orijinal hem de sadeleşmiş hâlini bize sunmaktadır. Eserdeki metinler arasında yer almayan, meşhur "Kara Bir Gün" adlı yazı da Süleyman Nazif'in biyografisinin sonuna eklenmiş. İlk metin olan ve kitaba da ismini veren "Çal Çoban Çal" adlı yazıda Süleyman Nazif, Bursa'nın işgal edildiği günlerde tarihimizdeki kara günlerden birini hatırlatır okuyucuya. Yine Bursa civarında dolaşan Yıldırım Bâyezid, bir kaval çobanına rastlar ve ona "Çal çoban çal!.. Ne Ertuğrul gibi oğlun öldü ne Sivas gibi şehrin yıkıldı!.." der. O günlere nazire yapan yazar da Bursa'nın işgalden kurtulduğu gün, "Çal çoban çal!.. Bu yüksek dağlar, bu geniş ovalar, bu şarkılar söyleyen dereler, bu öten ormanlar, bu yer, bu gök; senin, hep senin, sonsuza dek senindir." diye haykıracağını ifade ederek yazısını sonlandırır. İkinci yazı "Zafer Mucizesi"nde ise İzmir'in işgaline karşı gösterilen mucizevi mukavemet dile getirilir. "Bayrağımızı Yakanlar" isimli üçüncü yazı Petro adlı bir Yunanlının Türk bayrağını yakması üzerine kaleme alınmıştır. "Sokrat'ın Meçhul İlahı" adlı metinde Refet Paşa'nın İstanbul Darülfünun öğrencilerine yapmış olduğu konuşma ile Aziz Pavlus'un Atinalılara hitabı arasında ilişki kurulur. "Yüzbaşı Aziz Hüdayi Bey'e" adlı yazı ise açık mektup niteliğindedir. Aziz Hüdayi Bey, canını tehlikeye atmak pahasına İstanbul'un işgalinden sonra Süleyman Nazif'in "Kara Bir Gün" adlı yazısını yayımlatmış kişidir. İstanbul'un işgalden kurtulduğu günlerde yazar, bu açık mektupla hiç tanımadığı Aziz Hüdayi Bey'e seslenmekte ve kahramanlığını takdir etmektedir. "Pierre Loti Hazretlerine", "Pierre Loti'nin Cevabı" ve "Büyük Dost" adlı üç metin ise Türk dostu Fransız yazar Pierre Loti hakkındadır. "Mübarek Emanetler"
Edebiyat
Çal Çoban ÇalSüleyman Nazif · Ötüken Neşriyat · 202135 okunma
Reklam