Ağzımda kahvenin sek acı tadı
Kalbimde nükseden kaçıncı ağrı?
Elalem yargısı, sınav baskısı
Hiç bitmez mi bu gençlerin tasası?
Gök gürlemekte, gözyaşı susarken
Söz verilmekte, tutalacak sanki
Sev denilmekte, heves kalmış gibi
Yaşam övüyor, beni katledenler.
Zindana tıkıp da, güneş dediler
Gencecik ömrüme, keder dediler
En taze düşümü, bir bir yediler
Kanadımı kırıp, uçun dediler.
Sizin gibilere lanet müstehak
Cezanızı verecek olan o Hak!
Sizlere özel cehennem yarattı.
Kinden kör olmuş gözleri kapattı.
~iremmy
5 Ocak, sadece takvimdeki bir yaprak değil; Adana’nın göğsündeki esaret zincirlerini parçalayıp attığı, "Bende bu vekayiin ilk hissi teşebbüsü bu memlekette, bu güzel Adana'da doğmuştur" diyen Mustafa Kemal’in ilham aldığı o büyük ruhun günüdür.
Bundan tam 104 yıl önce, Çukurova’nın bereketli toprakları sadece güneşle değil, bir milletin bağımsızlık ateşiyle ısınıyordu. Fransız işgaline ve sömürgeci emellere karşı; yaşlısıyla, genciyle, "Söz konusu vatansa gerisi teferruattır" diyen bir halkın destanı yazılıyordu.
Saim Beyler’in, Kılavuz Hatice’lerin, Tayyibe Hatunlar’ın ve isimsiz binlerce kahramanın kanıyla sulanan bu topraklar, 5 Ocak 1922 sabahı bambaşka bir güne uyandı. O gün Adana semalarında dalgalanan al bayrak, sadece bir bez parçası değil; bir şehrin namusu, bir halkın haysiyeti ve Anadolu’nun sarsılmaz iradesiydi.
Bugün, Büyük Saat'in gölgesinde hürriyetin tadını çıkarıyorsak Taşköprü’den geçerken başımız dikse; bu, o gün vazgeçmeyi reddedenlerin sayesindedir.
Adana’nın kurtuluşunun 104. yılı kutlu olsun! Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu toprakları bize vatan kılan tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.