"Ve böyle olmasaydı her şey daha iyi mi olurdu, kötü mü olurdu, yoksa aynı mı kalırdı; bunu düşünmek hiçbir işe yaramıyor. Yeni bir şeyler oluyor, güzel şeyler, uzun süredir ilk kez bunu görebiliyorum. Sonunda şunu anlıyorum ki bize verilen bir şeyler var ve sahip olabileceklerimizin hepsi bu. Bu düşünce gülümsememi sağlıyor. Parmaklarımızın ucundaki bu belli belirsiz minicik hisler için şükretmeliyiz."
"Biliyorsun, konuşmaya yalnızca hayatta kaygıları olanlar ihtiyaç duyar. Kaygılar, çürük topraktan çıkan zehirli bir mantar misali dili mayaladığı zaman, kelimeler ağızdan dökülmeye başlar. Mutluluğu ifade eden sözcükler de yok değil elbette, ancak bunların ardında sıklıkla bir sahtelik hissedilmiyor mu? İnsanlar en mutlu anlarında bile içten içe huzursuzluk duyarlar. Bu yüzden de insan dilleri kaprislidir. Konuşmak bir ustalık ve kurnazlık ister. Huzursuzluğun olmadığı yerde ise böyle iğrenç bir yola baş vurmaya gerek yoktur."