Ey demirden ağır pamuk eteğini ruhlara savuran nazlı gök
Kuduz köpeklerin asırlık azığı kızıl toprak
Gidişlerin, silinmez kara kalemle yazıldığı yollar
Yüreklerin kolları kesik, dili lâl kızıl elması uzaklar
Kıldan ince bağ, merhemsiz yara, tutam tuz dostluk
Ve kalem, kış gelişinin sevinci, buzda kaymak ikilemi.
Ey tek elli alkışların sesi merhamet
Ölümün tek yumurta ikizi, safâ yalnızlık
Kahkaha sesi, martılar, ölü kedi kokusu...
Camı kırık, demirden, ırmağa komşu pencere
Göğse saplanan tospembe ok ve ağlamak
Pamuktan taşlar, hatırlanan dede hikayesi, gönle misafir hüzn-ü saadet.
Ey okyanus içinde susuzluktan boğulan Ay
Traji-komik, tek karakterli piyesin başkarakteri Güneş
Her gece zifirinin paslı kulağına umudu fısıldayan anneler, yıldızlar
Altın kafesten mavi özgürlüğe kanat çırpan ayağı kırık kuş
Kabristan caddelerin gökkuşağı sicilli koyunları insanlar
Ve hayat, kütüphanenin gıcırdayan kapısı, sessizlik, kitaplar...
Kırk olmadı yaşım, üstüm başım deli kan
Tanıyamazsınız beni, alnımdaki adımdan
Şu yaramaz rüzgarınızın kilit vurursanız ağzına
Durdurabilirseniz kızıla boyanmış dereleri
Ve yırtabilirseniz gönüllerdeki kara perdeyi
Kırk olurum
Ben ki deli kan
Kansız bir dünyada
Kırk olamam,