Hayatta insana en çok sıkıntı veren kendi 'ben'idir. İnsanın sorunları "ben'inin kendisiyle ilişkisinden kaynaklanıyorsa, o derdin devasını da başka yerde bulamaz. 'Ben'lik ile kendilik arasındaki sorun halledilmezse diğerleri çözülemez.
Ne zaman bir şeye bakarsam, o şeyin de bana baktığını bilirim. Çünkü baktığımın her hâl u kârda bana bakan bir yüzü vardır. Şayet arkasını dönmüşse, o takdirde, arkasına ve tabiatıyla arkasından baktığımı düşünürüm; yanısıra, onun da bana arkasıyla baktığını.
Sonuç itibariyle, baktığım hiçbir şey bana bakmaktan kaçınamaz. Burası kesin.
Erkeğin egemenliği altında tutsak olan kadını özgürlüğüne kavuşturmak amaçlı modern proje, en nihayet kadını daha az anne, daha az eş ve dolayısıyla daha az kadın haline getiriyorsa, kadının özgürleşmesi ile kadınlığını yitirmeye başlaması ve tabiatıyla erkekleşmesi arasında bir bağ kurmamız bir zorlama mi olur acaba?
Hiç sanmıyorum!
Şiir okuyorlarmış. Şiir yazıyorlarmış. Şiir yazmak için acılanmak, acıya bulanmak yeterli değildi oysa. Yalnızlamak, yalnızlanmak da gerekiyordu. Çünkü "Şiir yalnız'ca yürüyenlerin işidir" denmişti yalnızca.