Ana karnındaki çocuğa birisi dese ki, dışarda pek düzgün, pek güzel bir âlem var, enine boyuna geniş bir yeryüzü, orada nice nimetler var...sen neden bu kapkaranlık yerde mihnetler içindesin, bu daracık çarmıhta kan yemektesin, hapis içinde, pislik içinde, sıkıntılar içindesin? Çocuk kendi haline bakıp bunları inkâr eder. İşte cihandaki halk da buna benzer. Abdâl, onlara öbür âlemden bahsetti mi, bu söz onların hiç birinin kulağına girmez. Çünkü bu dünya tamahı kuvvetli ve büyük yerdedir. Tamah, kulağa bir şey duyurmaz. Nitekim o ana karnındaki çocuk da kana tamah ettiğinden, o aşağılık yurtlarda kan onun gıdası olduğundan, bedendeki kanı gönlüne sevdirir.