...Bu yanlış kanaatlerin birisi de, tasavvufun, şeriattan kopuk bir hayat tarzı öngördüğünün varsayılmasıdır. Oysa tasavvuf şeriatsız yaşanmaz. Nasıl ki, şeriat da tasavvufsuz mümkün olmaz.
İnsanın ancak kendi tecrübe birikiminin eseri olduğunu ve ancak kendi mevcut birikimini yansıtabileceğini söyleyebiliriz sanıyorum: böylece onun ulaşabildiği her fikir, mevcut birikimi içinde yeniden şekillenebilecektir.
Kitap okumak, ağacın toprağın altına kök salmasına benzer. Nasıl ki bir ağaç, yerin altına köklerini salmadığı sürece yeryüzünde büyüyüp meyve veremez; kitap okumayan bir insan da mânen ve zihnen büyüyüp meyve veremeyecek, ağaç olma potansiyelini de tohum kalarak yitirecektir.
Mina
Edep, yalan karşısında hakikate sözcülük edecek tavra sahip çıkmaktır. Edep, ceberut yalan karşısında, sessiz hakikatin yanını tutmaktır. Kuzey Afrikalı bir bilgeden nakledilen şu cümle de, bu bakımdan çarpıcı bir gerçeği dile getiriyor: "Edep nedir bilir misiniz? Bedenden bir organın kesilmesi gerektiğinde acıtıp incitmemesi için kılıcınızı bilemek, keskinleştirmektir edep."