Her toplumsal sınıf, kendi yaşamı acısından herhangi bir öneme sahip olmayan erdemler üzerine ahkam kesiyordu. Zenginler tutumluluğun üzerinden dem vururken , işsiz güçsüzler emeğin yüceliği üzerine afilli laflar ediyordu.
"Hem de çok büyük. Ben insanlar arasında ayrım yaparım. Dostlarımı fiziksel güzellikleri, tanıdıklarımı güzel karakterleri, düşmanlarımı ise üstün zekâlarına göre seçerim. İnsan düşmanını titizlikle seçmeli. Benim hiç aptal düşmanım yoktur mesela. Hepsi belli bir entelektüel derinliğe sahip insanlardır, bu yüzden de hepsi beni taktir eder. Bu kibir mi sence? Sanırım epey kibirliyim."
"Sahip olunan her türlü fiziksel ve zihinsel ayrıcalığın felâkete sürükleyen bir yanı vardır; devrik kralların sendeleyen adımlarında izini sürebileceğimiz türden bir felâket. Diğerlerinden farklı olmamak daha iyidir. Çirkinler ve aptallar bu dünyada her şeyin en güzeline sahiptirler. Kafaları son derece rahat, ağızları bir karış açık öylece oturup oyunu izleyebilirler. Zafer nedir bilmezler belki ama en azından, yenilgiyi de tatmazlar. Hiç istiflerini bozmadan, kayıtsız, gürültüsüz, patırtısız yaşayıp giderler; tıpkı hepimizin yaşaması gerektiği gibi. Ne başkasını felâkete sürüklerler, ne de yaban ellerde heder olurlar."