Görmenin gelişimi için çevresel katalizörün gün ışığı olduğu kolayca anlaşılır. Gelişen zihin içinse çevresel kıvılcımlar çok daha nüanslı ve çok daha karmaşıktır. Bu kıvılcımlar, bir annenin çocuğuna cevaben ona doğru bakmasında, çocuğu kollarını ona doğru açtığında çocuğunu kucağına alan bir babada, çocuğuna bir bardak uzatırken "meyve suyu" diyen ya da bir gülümseme veya bir kıkırdama yakalayabilmek için bebeğiyle "ce eee" oynayan ebeveynlerde saklıdır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitap bağırmayan (screamfree) ilkesine dayanıyor ve yazar kitabı yazma amacının öncelikle çocuklarımızla ilişkimizden başlayarak dünyayı tek tek, ilişki ilişki sakinleştirmek olduğunu dile getiriyor.
Kitap 4 bölüme ayrılıyor ve her bölümde birkaç kısım var. Ayrıca her bölüm sonunda gerçek insanlara dair yaşam tecrübeleri paylaşılmış.
Yazarın kitaba 2 yaşındaki çocuğuyla yaşadığı gerilim ve tartışma ile başlaması kitabı benim için daha ilgi çekici kıldı aslında. Durumu nasıl toparlamaya çalıştığını, tavsiyelerini ve kendini onarma çabasını merak ettim. Her durumda sakin kalabilmek ne kadar mümkün bilemiyorum ancak kitabı okurken bunun daha kolay geldiği kesin. Bu yüzden devamlı hatırlatmalar sanırım işleri daha kolay kılar.
Kendini sevmek Bağırmayan Anne Baba olmanın ilk adımı. Çünkü ancak böylece sakin kalabilirsiniz. Çocuklarınızı size yararlı olmak yükünden kurtarmanın en doğru yolu.
Çocuklarımıza bağırdığımızda duygusal olarak pasif duruma geçeriz ve tek bir mesaj veririz: Beni sakinleştir! Ağzımızdan çıkan kelimeler ne olursa olsun, ne kadar uzun konuşursak konuşalım, verdiğimiz mesaj değişmez. Çocuklarımızın herhangi bir davranışına bağırarak karşılık verdiğimiz zaman, onlara bizi sakinleştirmeleri için yalvarmış oluruz.