dokunaklı bir biçimde gülümserdim pencereye; seven ama reddedilen zavallı bir aşık bakışı edinmiştim aynada; yüzüm yaş dolu, hüzünlü yabansı bir zamansızlığa kaymış; intihar yakarığı bir gülümseyiş: niçin beni istemediniz, Hidayet? Benden esirgediğiniz bendim, benim yarımdı; sizdiniz; belki de sizden önce beni ölüme götürecek kendimdiniz!
düzeltilmesi imkansız bir tarihi durum mevcut olabiliyor. Batı'dan da Doğu' dan da bize ne, diyerek bir soyutlama kurmak büyük yanlışlara götürür bizi.