Kitabın ismi, beni bambaşka bir hikâyeye hazırlayacakmış gibi hissettirmişti. İlk sayfalarda konuya tam olarak hâkim olamadığımı, yer yer zorlandığımı fark ettim. Ancak birkaç sayfa ilerledikçe anlatının içine çekildim ve ana temayı kavramaya başladım. Sonrasında ise kitap, baştan sona, duyguyu adım adım derinleştirerek yüreğime ince bir hüzün bıraktı.
Okurken sık sık şu sorunun etrafında dolaştım: İnsan kendi sonunu mu hazırlar, yoksa değişmez bir kaderin izinde mi ilerler?
Ana karakterlerden biri olan Fugui’ye öylesine yaklaştım ki, onun bir adım ötesinde yürüyormuşum gibi hissettim. Yani betimlemeler o kadar güçlüydü ki, sanki sayfaların içinde ben de vardım.
Ve kitabın son sayfasını kapattığımda… hikâye bitmedi. O iki yaşlı, hâlâ yürümeye devam ediyordu.
204 sayfalık bu kitap, klasik kişisel gelişim kitaplarında sıkça gördüğünüz “şunu yapın”, “bunu yapın” gibi direktiflerden uzak, daha rehber niteliğinde ve samimi bir üslup sunuyor.
Listelemeler ve örneklerle, duygularınıza nasıl ulaşabileceğinizi ve onları nasıl çözümleyebileceğinizi adım adım keşfediyorsunuz.
Bilimsel kanıtlar ve güvenilir kaynaklarla desteklenen bilgiler, fizik ve psikoloji perspektifiyle birleşerek anlatılanları oldukça inandırıcı kılıyor.
Zihnin oyunları ve kelimelerin gücü hakkında farklı bir bakış açısı arıyorsanız, bu kitap size yeni ufuklar açacak.