“Binlerce yıldır insanlar, aynı şeyleri söyleyip aynı şekilde çiftleşmiş, çocukken aynı tutulmaları, aynı aşkları yaşamışlar. Hayat baştan sona gülünç bir hikâye, inanılması güç, ahmakça bir efsane değil mi?! Ben de kendi hikâyemi yazmıyor muydum, hikâye bir kaçış yolu değil midir: ümitsiz arzulara, ulaşılamayan arzulara, her hikâye anlatanın, kendisine miras kalan, sınırlı ruh dünyasına bağlı kalarak tasavvur ettiği arzulara… Keşke Çocukluğumdaki gibi her şeyden habersiz, usulca uyuyabilseydim. Tasasız, rahat bir uykuya dalabilseydim.”