Genç kız bir anda göğüs kafesine konan kardeşinin başıyla irkildi. Kardeşi usul usul, içli içli ağlıyordu. Genç kız soğuk kanlılıkla karşıladı onu. Önce sarıldı, ağlayıp rahatlaması için zaman tanıdı, saçlarını okşadı usulca, sırtını sıvazladı. Kardeşi biraz daha kendine gelince sordu neden ağladığını:
" Ablacım, anlatmak ister misin, neden bu kadar üzgünsün?"
Kardeşi önce tekrardan doldurdu boncuk gözlerini, sonra genç kızın kalbini titreten cevabı bıraktı dudaklarından usulca:
" Ben artık bu kadar kötülüğe dayanamıyorum, artık her şey bana çok karanlık geliyor."
Genç kız sustu, duruldu bir süre. Daha sonra şu sözleri sarf etti beceriksizce:
" Her şey zıttıyla var olur, ablacım. Kötülük olmasaydı iyilik diye bir şey olmazdı. Kötülük hep vardı, hep de var olacak. Ama önemli olan bu kadar kötülüğün yanında elimizden geldiğince aydınlık için savaşabilmek. Aydınlık için, iyilik için mücadele edebilmek. Bir noktada kötülerden uzak durmak ve her daim başımıza gelebilecek potansiyelde olan kötülüklere karşı bilinci ayakta tutmak da çok önemli. Ve emin ol ablacım karamsar olmak kimseye bir şey kazandırmıyor. O yüzden her zaman için bunca kötülüğe rağmen, karamsarlığı bırakıp bir şeylerin iyi olacağının ümidiyle yaşama tutunmalıyız. Biliyorsun arada dalgasını geçiyorum, her şeye iyi tarafından bakacağım diye boynum tutuldu falan diyorum, gerçekten iyimser kalabilmek çok zor ama kötümserlik de insana iyi gelmiyor ki. " Genç kız sustu. Kardeşinin gözlerinin içine baktı derince. Dile dökemediklerini de anlasın istedi. Kardeşi usul usul ağlamaya devam etti, genç kız da kardeşine sıkı sıkı sarılmaya.