Behiye,
Sensiz ölürüm sanmıştım ama ölmedim. Mektubunu aldığımda hayatta kalışıma duyduğum şaşkınlığı bile iyileştirmiştim. Galiba artık insanın insana yapabileceklerine hayret etmekten vazgeçmiş bir demdeyim. Buna senden gelen felaketim de dahil, bilesin. Seni affetmek çektiğim acılara ihanet olurdu ama ölmediğime göre herhalde hâlâ sevebilirim.
İnsanlar yetiştirmedikleri şeyleri yiyeceklerdi. Ekmekle aralarında bir ilişki kalmayacaktı. Toprak, demirin altında eziliyor ve demirin altında yavaş yavaş ölüyordu. Çünkü toprak artık ne seviliyor ne lanetleniyordu; artık ona ne dua eden ne de küfreden vardı.
Karmakarışık anıların arasından çıkmak, tıpkı sık bir ormandan çıkmak gibidir. Yorgun zihnim dinlenmeye çekilse de bedenim hâlâ ilerlemeye devam ediyordu. Sonsuz bir karmaşanın, derin bir boşluğun içinde yürüyordum