kyrios maldoror

YEVGENI YEVTUŞENKO, (1957)
Bambaşka bir insanım ben, hem çalışkan hem tembelim, bir amacım var ama amaçsızım yine de! Elim her işe yatmaz öyle, beceriksizim, utangacım, kabayım, hem kötüyüm hem iyiyim. Kutuplar birleşir içimde Doğu’dan Batı’ya kadar, kıskançlıktan sevince kadar. Bilirim, böylesi sevilmez insanım, ama asıl değerli olan bana kalırsa kutuplardır! Saman yüklü bir kamyon gibi yüklüyüm ben de. Sesler arasında uçarım, dallar arasında uçarım, gözlerim kelebeklerle dolu, samanlar taşar her yanımdan. Bütün canlıları selamlarım! Tutkuluyum, ateşliyim, coşkunum! Sınırlar dikilmiş önüme; bilmiyorum Buenos Aires’i, New York’u bilmek isterim; Londra sokaklarında gezmek ve kırık dökük İngilizcemle canım kimi çekerse onunla konuşmak isterim.
Reklam
Tanrım, rahatsız ediyorum, özür dilerim. Fark ettiniz mi Tanrım, bu aralar çenem hayli düşük; ödeyemediğim kira borçları, veremediğim sınavlar, şunca yaşanmışlığıma karşın defaatle kendimi ortasında bulduğum sahtekarlık, çıkar ilişkileri falan... Yine de şükürler olsun, zahmet etmemişsiniz, hepsi olanca haliyle berbat. Hiç değilse bu bayram şeker niyetine beşer dolar dağıtırsınız diye düşünmüştüm de, yanılmışım. Kilometrelerce yoldan geldim, elimde yaşantımın, tanıklığımın makbuzu ile uzunca merhabalar getirdim. Bakın lütfen; görüyorsunuz, ben ne kadar sabırsam onlar o kadar gammış bana. Üstelik tıksırklı, tüysüz bir kedi gibi hastalıklıymışım. İşaret parmağımla müsadenizi isteyerekten, soruyorum; açlıktan, dişlerini toprağa geçirecek gibiyken, ezberlenmesi zor tüm bu öyküler, hırslar, sevinçler içindeyken. Virgülü, noktayı, çok yorgunluğumu boşvererekten soruyorum; şu eller, hisler, oteller, minik köpekler, begonvil felan, gerçekler mi, gerçek misiniz Tanrım? Karşınıza geçmiş yumruğunu sıkmış vaziyetteysem, öfkemi görüp, kararlı yüzümü okşar mısınız sahiden? Değiştin sen, farklısın benim için. Belki kolalı yakası ile şık bir gömlek içinde değilsin, keza pürüzsüz ve esmer de değildir tenin... Ama Tanrım, öyle tatlı, öyle tatlısın ki, gülümsemiş, hatta bir kalbe sahipsin gibi. Kim bilir, harika bir sesin, rengarenk bulutların da vardır senin.. Öyle bir şeysin ki, ne desem karşılamaz. Kalbe değen bir dinginlik oluyorsun bazan, kimi zaman ise sabaha karşı çığıran bir meydan muharebesi... Evet, istiyorum Tanrım. Çağımda görmeyi istemediğim yoksulluk, haksızlık gibi. Dengeme bir demet çiçek, sabrıma koca bir öpücük istiyorum? Son bir şey; "Adını, seviyor musun?"
Siyaset alanının sonsuzca daraldığı gözlemlenen günümüzden bakmak, “siyasetin imkansızlığı”nı ortaya koymak için esaslı bir yoldur ama zaten kaybedilmiş olan bir savaşın galibini yeniden taçlandırmanın binbir yolundan biri olarak kalacaktır yalnızca.
değilim ben, değilim senden olmayan. tartışılamayan mükemmelliğim, sırrına erilemeyecek gizemim, kurumuş gül yaprağı, odağı gözlerin, muazzam şefkatli, usturuplu bir toplum değilim ben kopmamış tufan, varım, nemden ve dumandan leke kapmış bir duvarım şişman bir mühendisin, keyfe attığı iki çizgi kadarım cesaretim en zayıf noktasından vuruldu gücüm yok, taçlıları tacından etmeye bir şerefi kalmadığı bu yaşamayı hafzedemesem de, hatmedebildim youtu.be/gYtybgToH2Q