Not: İster istemez arada spoiler olabileceği için hikayeden hiç bahsetmedim, sadece görüşlerimi dile getirdim. En ufak bir spoiler yok, gönül rahatlığıyla okuyun :D
2.Not: Medyum’u okuyup seven ve Doktor Uyku’yu henüz okumamış arkadaşlara bir sözüm var : Bu incelemeyi okumakla bile vakit kaybetmeyin , hemen Doktor Uyku’ya başlayın derim.
Stephen King , her geçen gün beni daha da şaşırtmaya devam ediyor. Medyum ile başlayıp, çok hoşuma giden bu macera Yeşil Yol ile devam etti. Yeşil Yol’da bir aksiyon yok, gerilim yok, ne biçim King kitabı bu! Diyordum tam ve King bana resmen ‘’Sen misin bana bunu diyen’’ dermişçesine mükemmel bir final yaparak, kitapla ilgili bütün kötü düşüncelerimi sildi. ‘’Erkeğim ulan ben, ağlamam’’ laflarını bir kenara bırakıp, gözlerimin dolmasına izin verdim. Eh, yazarın iyi olduğunu -birçok insan gibi- kabullendim. Medyum’u çok sevdiğimden ve baş karakterinin yine Danny Torrence olduğunu olduğunu öğrenince, devam kitabı olan Doktor Uyku ile devam ettim. İyi yaptım mı ? Hemde nasıl! Doktor Uyku bana kalırsa bir devam kitabının olabileceği en uç noktası :
-Karakterleri ilk kitaba göre daha fazla ve hepsi nin belirli özellikleri var ; yani kitapta ‘’ben burdayım’’ diyorlar.
-Olaylar bu sefer hızlı gelişmekle birlikte macera-aksiyon, cadı kadın hiç eksik olmuyor. Allah seni Rose diye… Dişlerin rüyama girecek diye çok korktum; dün gece aklıma Jack Torrance geldi. Gece gece aklınıza gelince bi fena oluyorsunuz; korkudan su içmeye el feneri ile gittim(ciddiyim).
-Gerilim bu kitapta bana kalırsa yok denecek kadar az; ancak herhangi bir eksikliğini hissetmedim.
-İlk kitaptaki soru işaretleri silinip atılıyor
-Kitabı okuyan arkadaşların çoğundan daha çok sevmemin sebebi: Favori serilerimden olan ‘’Danilov Beşlemesi’’ nin 3.kitabı