Az miktarda spoiler içerir..!
Bereketli Topraklar Üzerinde, yalnızca Çukurova’yı anlatan basit bir Anadolu hikâyesi değildir; dünyanın farklı yerlerinde, zor şartlar altında evini ocağını terk edip bir parça ekmek uğruna kendi “Çukurova” larına göç eden insanları da kapsayan evrensel bir metindir.
Eser, sadece kapitalist sistemin köleleştirdiği, Sivas’ın bir köyünden göçmüş İflahsızın Yusuf, Köse Hasan ve Pehlivan Ali’yi anlatmakla kalmaz; onların, kendi deyimleriyle “üç beşin yolunu tutmak” için geldikleri şehirde, yine bu “üç beş” uğruna birbirlerine nasıl ihanet edebileceklerini de gözler önüne serer. Aynı zamanda, “Anadolu irfanı” denilen kavramın çoğu zaman nasıl içi boş bir söyleme dönüştüğünü; insanların, kimi zaman en ilkel dürtülerle birbirlerinin hayatına nasıl zarar verebildiğini de açık bir gerçekçilikle ortaya koyar.
Belki bu metni kaleme aldı, olayları tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi diye Orhan Kemal’e kızacağız; belki de onu kendi köklerini inkâr eden bir elitist olarak suçlayacağız. Ancak bu tavır, ne yazık ki, bu topraklarda yaşanan gerçeklerin üzerini örtmeye yetmeyecektir.
Bugün de bir yerlerde İflahsızın Yusuflar, Köse Hasanlar ve Pehlivan Aliler, farklı biçimlerde aynı kaderi yaşamaya devam ediyor: hastalıktan kırılan, makinelere kurban giden ya da bir lokma ekmek uğruna ömürlerini sıla hasretiyle tüketen insanlar…
İyi okumalar.