Spoiler İçerir..!
Üçlemenim ilk kitabı...
Kadere ne denebilir ki? Kaderinden kaçan Oidipus’u korkunç sonuna kendi eliyle itmiştir. Kaderinden kaçarken, o doğduğunda söylenen kehanetler gerçekleşmeye başlar. Babasını öldürür, annesinin kocası, kardeşlerinin babası olur. Yunan tanrılarının hışmına uğrayan Oidipus artık hayatını kör bir dilenci olarak geçirecektir. Thebai’li ihtiyarların dediği gibi: “Son gününü görmeden kimseye mutluluğa ermiş demeyin.”
Bu trajedi yalnızca kaderin kaçınılmazlığı üzerinden okunmaz. Sigmund Freud, Oidipus mitini insanın bilinçdışı arzularının sembolik anlatımı olarak yorumlar. Ona göre Oidipus’un babasını öldürmesi ve annesiyle evlenmesi, bireysel bir sapma değil; her erkek çocuğun gelişim sürecinde bastırdığı bilinçdışı rekabet ve sahiplenme dürtülerinin mitolojik bir ifadesidir. Freud’un “Oidipus kompleksi” adını verdiği bu kuram, trajedinin gücünü kaderden çok insanın içsel çatışmasında bulur. Böylece Oidipus’un dramı, tanrıların gazabından ziyade insan ruhunun karanlık derinlikleriyle açıklanır.
İyi okumalar...