Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli
Biçare gönüller ne giden son gemidir bu
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu
Dünyada seven ve sevilen nafile bekler
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler
Bir çok gidenin her biri memnunki yerinden
Bir çok seneler geçti dönen yok seferinden.
Yahya Kemal Beyatlı
Sözde senden kaçıyorum
Dolu dizgin atlarla
Bazen sessiz sevdasın
İpekten kanatlarla
Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla
Karşıma çıkıyorsun
En serin imbatlarda
Adını yazıyorum
Bulduğun fırsatlarla
Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla
Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla
Sözde senden kaçıyorum
Dolu dizgin atlarla
Ne olur bir gün beni
Kapından olsun dinle
Öldür bendeki beni
Sonra dirilt kendinle
Çarpsam kara sevdayı
En azından yüzbinle
Nasıl bağlandığımı
Anlarsın kemendinleKaç defa çıkıp gittim
Buralardan yeminle
Ama her defasında
Geri döndüm seninle
Hangi düğüm çözülür
Nazla, sitemle, kinle
Ne olur bir gün beni
Kapından olsun dinle
Sessiz oturabilir miyiz seninle?
Aramızda yaprakların hışırtısından,
Ve ceylanların hayata çıkışından
başka bir ses olmadan.
Beni sessiz de sevebilir misin?
Yağmur almış toprağı
Ve üşüyen kainatı dinlerken,
Araya dünya sözleri karışmadan.
Biliyor musun çekirgelerin,
Unutulmuş ülkelerin,
Kahrından kuruyan nehirlerin,
Diliyle konuşabilirim seninle!
Duyabilirim seni hiç konuşmadan.
Kalbinin atışlarını duyabilirim
İçinde bir yaz gezmesine çıkan çocuğu
Ve dudağın en uzak sokağında
Biriken dilini hayatın
Sökebilirim, öğrenebilirim
Sözcükler bağırtılar klaksonlar
Ona karışmadan.
Ay sesiyle, gün sesiyle, gül sesiyle
Tırmanırım kalbinin tepesine ve işte,
Zakkumların diliyle konuşabilirim seninle.
Rüzgarın ve acının bildiği dilde
Acelesiz, hiç yarışmadan,
Sessiz oturabilir miyiz seninle?
Kemal Sayar