Bir kişinin belli bir gruba ait oluşunu belirleyen şeyin temelde başkaları olduğu ne kadar doğrudur; onu kendilerinden yapmaya çalışan yakınlarının -akrabalar, memleketliler, dindaşlar- etkisi ve onu dışlamak için uğraşan karşı kamptakilerin etkisi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bana "içimin derinliğinde" ne olduğum sorulduğunda, bunda herkesin "içinin derinliğinde" ağır basan tek bir aidiyetin, bir bakıma "kişinin derin gerçekliğinin", doğarken ebediyen belirlenen ve artık değişmeyecek olan "öz"ünün var olduğu inanışı yatıyor; sanki geri kalanın, bütün geri kalanın -özgür insan olarak katettiği yolun, benimsediği inanışların, tercihlerin, kendine özel duygusallığının yakınlıklarının, sonuçta yaşamanın- hiçbir önemi yokmuş gibi.
Ölüler Evinden Anılar Dostoyevski'nin hapishane yıllarından sonra kaleme aldığı eseridir. Belli ki ölümden dönmek ve ardından yaşanan sürgün hayatı yazarın hayatında ciddi bir etki bırakmıştır. Yazar da çektiği sıkıntıları hayali bir karakter üstünden bizlere aktarmayı seçmiştir.
Aleksandr Petroviç isminde soylu bir karakter Sibirya'da bir cezaevine sürülmüştür ve oradayken yaşadıklarını anlattığı notları derlenerek okuyucuyla paylaşılmıştır. Karakter bizlere mahpushanedeki günlük olayları paylaşırken satır aralarında da hissedilen uzun süreli duygusal karmaşaları ve ruh hallerini aktarmaktadır.
Azılı katiller, hırsızlar, siyasi suçlular, eski askerler, kaçaklar bin bir çeşit mahpus bizlere biraz biraz tanıtılmaktadır. Hapis hayatının en kötü yanlarından birisi; bunca insanın hiçbir özel alanı olmadan bir arada yaşamak zorunda olması, olarak aktarılmıştır. Karakterler bizlere tanıtıldıkça hiçbirinin tamamen siyah, tüm yönleriyle kötü olmadığı hepsinin, bazen çok zor fark edilse de, bir yönleriyle içlerinde hâlâ insanlığı barındırdıklarını ve zaman zaman bunu da yansıttıklarını söyler yazar.
Anlatılan dönemin şartları da bir hayli zorludur mahpuslar için. 500-1000-1500 sopa cezalardan bahsedilir. Cezası çok olan bazı suçlular bu cezayı kaldıramadığında, hastanede birkaç haftalık bir iyileşme molası verilir, ölmelerine izin verilmez. Korkulu bekleyiş sonrası ceza tamamlanana kadar süreç ilerler. Bazı görevliler dayak atmaktan veya dayak atıldığını izlemekten keyif almaktadır ve kedinin fareyle oynadığı gibi bu gözü kara suçlularla oynamaktadır. En yaman olan suçlunun bile eninde sonunda yalvarmaya başlaması keyifle izlenir.
Mahpuslar ilgi alakalarına göre, uyumlarına göre gruplar halinde takılır ve arkadaş olurlar. Karakterimiz Aleksandr Petroviç'in üzülerek
Ölüler Evinden AnılarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,7bin okunma
Gerçek hayat kıyaslandığı diğer her şeyden, hatta en usta sınıflandırmanın sonuçlarından bile çok daha fazla farklılık barındırır ve büyük, keskin ayrımlara da tahammülü yoktur.