Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Daha çocukken başlar ilerde ne olmak istiyorsun soruları, başta belki astronotluk gibi ulaşması zor hayallerle başlar, biraz büyüdükçe gerçek seçimler yapma zamanı gelir ve ailenizin telkinleriyle doktorluk gibi daha ayakları yere basan bir mesleğe doğru kayar. Tabii kan görmeye dayanamamak gibi bir derdiniz yoksa. :)
Mühendislik okurken zaman zaman teorinin pratiğe geçirilmesi konusunda kafamın çok karışık olduğu dönemler olmuştu. Derslerde bir şeyler öğreniyorduk ama gerçek hayatta elektronik bir sistem profesyonel olarak nasıl tasarlanıyordu, yıllarca sorunsuz nasıl çalışabiliyordu? İşler tam olarak nerden başlıyordu, kullanacağın malzemeleri nereden buluyordun, neye ihtiyacın olduğunu nasıl anlıyordun vs. vs. Tabii ki bu sorular proje ürettikçe netleşmeye başlıyordu ancak öğrenci olarak asla gerçek piyasa şartlarını anlayacak seviyeye gelemiyordum. Her ne kadar stajlar deneyim kazandırsa da birlikte çalıştığın insanlar piyasadaki gerçek beklentileri size yansıtmıyor, çoğu yerde ayak işlerini yapacak kişi olarak görülüyorsunuz. En iyi ortamlarda da proje gizliliklerine takılıyorsunuz. Ancak işe başladığınızda öğrencilik balonu patlıyor ve gerçek hayata gözlerinizi açabiliyorsunuz. Çoğunlukla da hiç beklemediğiniz şekilde...
Her neyse, ne anlatıyor bu değişik demeyin konuya geliyorum. :) Bir an eğer bizde durum böyleyse doktorlarda nasıldır diye düşünmeden edemiyor insan. Canınızı kime emanet ediyorsunuz acaba? Genç doktorlar iş hayatına nasıl başlıyorlar, beklemedikleri problemler karşılarına çıkınca nasıl davranıyorlar, yardım alacak kimseleri, danışacak kimseleri olmadığında nasıl hareket ediyorlar?
İşte kitap ücra bir kasabaya atanmış genç bir doktorun kendi yaşadıklarını ve bazı diğer doktorların neler yaşadığını çok etkileyici bir şekilde bizlere aktarması
"Asık suratlı biri miyim yoksa ben?"
"Çok," diye yanıtladı kesin bir ifadeyle ve hiç konuşmadan durabilmeme şaşırdığını ekledi.
"Ben de böyle biriyim işte."
Akıllı insanlar mutluluğun sağlığa benzediğini çok önceden fark etmiştir: Mutluyken fark etmezsiniz; ama yıllar geçtikçe, geçmişte kalan mutluluğunuza ilişkin anılar, ah, anılar!..
Asla, uykuya dalarken bile olsa artık beni hiçbir şey şaşırtamaz demeyeceğim böbürlenerek. Hayır. Bir yıl geçti, yeni bir yıl daha geçecek ve bu da geçen yıl gibi bir yığın sürprizle dolu olacak. Demek ki öğrenmeye boyun eğmek gerekiyormuş.