Dino Buzzati'den okuduğum ilk kitap olan Tanrı'yı Gören Köpek yazarın kaleme aldığı kısa kısa birçok hikayenin derlenmesinden oluşmuş güzel bir eser.
Hikayelerin birçoğunda din teması baskın bir şekilde yer etmiş. Özellikle kitaba ismini veren Tanrı'yı Gören Köpek hikayesinde de gözlemlenebilen, yazarın derdi dini öğütler vermek değil de daha çok insanların şekilciliğini ve ikiyüzlülüğünü ortaya koymak gibi sanki.
Birçok hikaye başlangıcı, olay örgüsü ve bitişi ile okuyucuyu düşünmeye sevk eden, anlatmak istediğini biraz üstü kapalı bir şekilde, bazı simgelerle ortaya koyan, herkesin farklı anlamlar çıkarabileceği, belki biraz da gizemli bir yapıya sahip. Hikayelere çoğunlukla kasvetli ve olumsuz bir hava hakim. Yazar, okuyucuyu etkilemeyi biraz bu kasvetli içeriği ve acımasızlık sosuyla başarıyor.
Hikayeler çok kısa kısa o yüzden ayrı ayrı içeriklerden bahsetmek hem zor hem de çok anlamlı değil. Sizlik olup olmadığını anlamak için kitabı elinize alıp deyim yerindeyse bi tadına bakmanız gerekiyor. Kütüphanede veya kitapçıda gözünüze takılırsa rastgele bir hikaye açıp deneyin derim. Keyifli okumalar.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir kış akşamı bana gelsen, birbirimize sarılıp camların ardından karanlık, buz tutmuş sokakların ıssızlığına bakarak, bilmeden birlikte yaşanan masal kışlarını ansırız.
Üstümden geçen bulutların çocukluğumun bulutlarının benzeri olduğuna, uzaktaki kentin gökyüzünün üstümdeki mavi gökkubbeden değişik olmadığına, havanın, rüzgârın esintisinin, kuş seslerinin aynı olduğuna inandırmaya çalışıyordum kendimi, boş yere. Bulutlar, gökyüzü, hava, rüzgârlar, kuşlar aslında bana yeni, değişik nesneler gibi geliyordu ve ben kendimi yabancı hissediyordum.