Anne karnındayken bedenimizin oluşumu bize bırakılsaydı, orada görülecek şeyler , işitilecek şeyler, ve yürünecek yollar olmadığından ,kulak, göz ve ayaklarımızı lüzumsuz bulup onları istemeyecektik. Başımıza gelen musibetler hakkında yaptığımız yorumlar da , bir sonraki safhaları bilmediğimiz için , böyle hatalı ve eksiktir.
Buğdayın ekmeğe dönüşüp insanlara fayda oluncaya kadar geçirdiği aşamaların her biri ne kadar çarpıcıdır. Bu süreçler buğdaya vermiş bir ceza değil onun gerçek değerini ortaya çıkarmak ve özel bir göreve hazırlamak için ona yapılmış iyilik ve ihsanda vardır. Hz. Mevlana'nın bu konuda manidar sözlerinden biri şudur : " Bahçıvan ağaçları budamasa dallar gelişir mi? Terzi kumaşı parça parça etmese elbise çıkar mı ? " ( Mesnevi, Cilt 1)
Bir düşünürün dediği gibi , " Bilimde anlaşılan bir şey yoktur ,sadece alışılan şeyler vardır." Yer çekimi değil şeytan çekiyor deseydik , suyun kaldırma kuvveti değil de zebaniler kaldırıyor diye düşünseydik hayatın tadı ne çok kaçardı. Yerin değil Allah'ın çektiği , suyun değil Allah'ın kaldırdığı bilgisi ile yaşasaydık her an Allah'ın huzurunda olma duygusunu yani ihsan'ı ne kolay elde ederdik.