"Bugün anne öldü belki de dün bilmiyorum." sözleriyle başlıyor kitap. Daha ilk cümleden kahramanın olaylar karşısındaki kayıtsızlığı ile ilgili fikir sahibi olmaya başlıyoruz.
Cenazeden bir gün sonra kahramanımız Meursault bir sevgili bulur ve sürekli onunla vakit geçirmeye başlar. Ayrıca Raymond adında da belâlı bir komşusu vardır. Meursault'un sevgilisinin evlenme teklifine verdiği cevaplar ile Raymond için polislere şahitlik yaptığı zaman genel kişi ve toplum yapısına göre büyük bir kayıtsızlık içinde olduğunu görüyoruz.
İlerleyen bölümlerde Meursault Raymond'un belalısı olan bor arabi yanlışlıkla öldürür ve asıl hikaye bundan sonra başlar. Mahkeme sürecinin başlaması ile Meursault işlediği suçtan çok annesinin cenazesindeki kayıtsız davranışları için suçlanmıştır. Meursault'un satır aralarında söylediği bazı sözler de boze toplumun kalıplarına girmeyen, kendi düşüncelerini ifade etmeye çalışan bir insanın çevresine karşı nasıl "yabancılaştığını" çok iyi anlatmaktadır. Aslında bu noktada mahkeme hakimini günümüz toplum yapısı ile bağdaştırdım. Sonuçta kendi düşüncelerimizi ifade ettiğimiz zaman, içimizden geldiği gibi davrandığımız zaman, aslında sadece "kendimiz"olmak istediğimiz zamanlarda bile en çok toplum tarafından yargılanırız.
İnsanın topluma, kendisine hatta ölüme bile yabancılaşabildiğini sıkmayan bir olay örgüsü, sade bir dil ve akıcı bir anlatım ile kaleme alınmış harika bir eser diyebilirim.