…Yalnızlık ha! Bilir misin sen yalnızlığın ne demek olduğunu? Ozanların ve güçsüzlerin yalnızlığı… Yalnızlık ha? Ah, hiçbir zaman yalnız kalamaz insan! Geçmişin ve geleceğin ağırlığı her yerde omuzlarındadır! Öldürdüğümüz insanlar yanı başımızdadır. Bir tek onlar olsa, yine neyse! Ama sevdiklerimiz, biz sevmesek de bizi sevmiş olanlar, pişmanlıklar, arzular, acılar, hazlar, yosmalar ve tanrılar… Yalnız, ha? Ah, benim şu bir sürü varlıkla zehirlenmiş yalnızlığımın yerine sahici bir yalnızlık, bir ağacın sessizlik ve titreyişini koyabilseydim! Yalnızlık! Hayır, diş gıcırtılarıyla dolu bir yalnızlık bu, garip gürültülerle, çığlıklarla dolu bir yalnızlık…’’
"İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum; müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimamla layık görüyordum. Hâlbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pekde kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var.. tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var.."
Hayaller gerçekleri kıskandıracak kadar özgür. Her türlü olasılığı içinde barındıran ve tüm bu olasılıklardan senin seçtiğini mümkün kılan... İnsanın bir kraliyeti varsa o da kesinlikle hayalleridir.