Ona göre dünyanın çözümü politika değildi. Kitle heyecanlarından,coşmuş kalabalıkların bilinçsiz kabarmalarından ürküyordu.
Ona göre sorun siyasi çelişkilerden değil,iki tarafın da kendilerine benzemeyen insanları yok etme tutkusundan kaynaklanıyordu.Onlar birbirlerini anlıyorlardı.Aynı şiddet dilini konuşmaya alışkındılar.Bölünmüş bir dünyada,sağduyulu kalmaya çalışan ve herhangi bir takıma girmeyen adama duyulan kuşku,sonunda o insanın çarmıha gerilmesiyle sonuçlanıyordu.
Alt katmanlarda avareliğin, derbederliğin belli ölçülerde yer alması toplumun üst katmanlarının, güçlülerin işine geliyordu. Halk çocuklarının eğitim almasına katıksız bir nefret duyuluyordu. Yarı aydınlar ne işe yarardı ? Parola buydu.
Neden böyle aptalım ben ? Madem başkaları aptal ve ben onların aptal olduklarını kesin olarak biliyorum, öyleyse neden onlardan daha akıllı olmak istemiyorum? Sonra, herkesin akıllı olmasını beklemenin çok uzun süreceğini anladım.Bir de bunun hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini…İnsanların değişmeyeceğini,onları değiştirebilecek kimsenin bulunmadığını ve bunun için çaba göstermeye değmeyeceğini!