Günlerden bir Temmuz akşamı
Arınmışız öfkeden
Affetmişiz kendimizi
Affetmişiz seçimlerimizi
Geriye hayal kırıklıkları kalmış bizimle ilgisi olmayan
İstesek de değiştiremeyeceğimiz adaletsizlikler
Özlesek de gelmeyecek sevdiklerimiz
Ve bir daha gezmeyeceğimiz sokaklar kalmış
Yaşamı olduğunca kabullenmeyi,
Varolanı öylece sevmeyi içimize almışız
Bir gün batımına yol alıyoruz
Kim bilir kaç gün doğumu kaçırdığımızdan bihaber
Sözcükler kalıyor aylardan geriye
Anlatsak bile belki kimseye aktaramayacağımız
Kucaklıyoruz yer yüzünü
Sarılıyoruz gök yüzüne
Ve TDK hangi kelimeleri ayırırken hangilerini birleştirdi
Bilmiyoruz
Yarın ne getirecek bilmiyoruz
Doğalgaz faturasını düşünmüyoruz
Araçlardaki aylık yakıt giderini düşünmüyoruz
Öyle ya düşünsek yaşanmaz oldu bir şeyler
Ama bu öylesi bir şiir değil
Umut vardı araya akşam haberleri girdi.
Tuğba ÖZTÜRK
İnsanın anlam arayışı bazen kör bir gözle, karanlık bir labirentin içinde çıkışı bulmaya benziyor. Ve öyle ki, bir yerden sonra girişi de kaybediyorsunuz. Etrafta ses yok. Amacınızı unutuyorsunuz.
Periyodik aralıklarla şiddeti konuşuyoruz. Kadına, köpeğe, çocuğa, güçsüze, çalışana, memura, asta, yaşama şansı olan herhangi bir canlıya... Bu konudaki en konudan uzak kalanımızın bile cümleler
Ne çok doğum var hayatın doğasında. Ve kutlayamadan yasını tutmak zorunda bırakıldığımız ne çok yaşam. Bir yerlerde öylesine atan kalplerin sağa sola savurduğu burukluklar. Yaşıyoruz. Her sabah bir başka umuda mezar taşı dikmeye fırsat bulmadan erken doğmuş umutlara toprak arayarak. Ama yaşıyoruz. Başka umutların tomurcuklanmasını beklemekten bıkmayarak.