Kitap küçük bir kitabevinin içindeki ekosistemi anlatıyor. Her biri kendi yaşamında sorunları olan, yaşamları devam ederken bir yerlerde yaşamın anlamını aramaya devam eden bir avuç insanın hikayesi. İç konuşmaları, birbirleriyle kurdukları iletişim, her birinin sadece sayfalardan geçip giden insanlar değil de hayatlarımızın parçası olan birileri olmasından olsa gerek beni yakalayan bir şeyler var kitapta. Hayatın bir çok noktasına dokunuyor. Özellikle iş yaşam dengesi ve evlilik-duygusal ilişkiler kısımlarındaki küçük detaylar beni çok etkiledi. Birçok yerinde kendim yazmış gibi hissettim. Ve bazı yerlerinde kitabın içine girip ana karaktere kitabevini geliştirmesi için önerilerde bulunabilmeyi diledim. Birçok insanın bir yer açmak, kendi işine sahip olmak, toplumun dayattığı normallerin dışında yaşamak istediği ama akşam eve ekmek lazım kaygısının her şeyin önüne geçtiği günlerde yaşıyoruz. Ve bu kitap bir süreliğine de olsa o kitabevinin parçası gibi hissettirdi, rahatlattı. Mükemmel bir yazın değil. Çok iyi de derin de değil diyebilirim. Ama çok hayatın içinden. Ve sanırım kitabı bu kadar sevdiren de sizi de kendinin bir parçası yapabiliyor olması. Kişiye kaybolduğunu hissettiği bir dönemde bir sürü insanın kayıp olduğunu, yalnız olmadığını hissettiriyor.