Böyle düşüne düşüne de insan bir şey yapamaz değil mi? Onun için ben kendimi bıraktım. Beni alıp götürsünler, sürüklesinler diye bekliyorum. Fakat üstüme bir el dokunur dokunmaz mukavemet ediyorum.
“Dedim ya içimde tek bir Agâh yok ama bir sürü var. Hatta hepsi de birbirinden öfkeli. Dur yanlış söyledim aslında, öfkeli değil de hüzünlü demeliydim. Bir sürü yerine de bir buket. Evet, bir buket Agâh var içimde.
Çünkü ben bu dünyanın nasıl bir yer olduğunu görünce üstüme öyle bir hüzün çöktü ki altında bir çiçek gibi ezildim. O yüzden bu masmavi dünyada ne kokum kaldı ne rengim. Ben bir defterin iki sayfası arasında değil milyonlarca insanın arasında kurutulmuş bir çiçeğim…”