eda

"Beni ancak geleceğin, bir yüzyıl sonrasının insanı anlayacaktır."
9/10
·352 syf.·
2023 41. kitabı
Böyle Buyurdu Zerdüşt, Alman filozof Friedrich Nietzsche tarafından yazılan, ilk kez 1885 yılında yayımlanan bir edebiyat eseri ve aynı zamanda felsefi bir çalışmadır. Nietzsche'nin başyapıtı olarak kabul edilen çok etkileyici olan ve yoğun düşünceler içeren bu kitap alegorik tarzda yazılmış, temsil ve sembollerle dizayn edilmiş ve adeta bir din peygamberi havasıyla bağlamlar içerisinde içsel mesajlarını dışarıya aktaran düşünürün kendisiyle özdeşleşen Zerdüşt karakterinin anlatımlarıyla bağdaştırılmıştır. Şiirsel bir anlatımın hakim olduğu kitapta akıcı bir dil kullanmıştır. Nietzsche, iğneleyici ve nükteli bir üslup kullanmış olup kısa başlıklar altında ele aldığı metinlerin büyük bir kısmında aforizmalara yer vermiştir. Bu kısımlarda da öğütleyici bir tavır takınmıştır. Eserin başından sonuna kadar Üstinsan'a ulaşma gayesine yönelik anlatımlarda bulunan Zerdüşt adeta Hristiyanlıkla ve genel olarak da süregelen Din-Kültür-Sanat-Bilim vb. alanların tümünde var olan değerlere karşı çıkıyor değerleri değersizleştirerek yeni bir değer oluşturmaya çalışıyor ve insanın ilk dönemlerinden itibaren oluşturduğu bu değerlerin, günümüzde geçerliliğini insanın varmış olduğu bilimsel gelişmeler artık geçerliliğini yitirdiğinden bahsediyor. Tanrı'nın ölmekte olduğunu ve Tanrı'nın ölümünden sonra ortaya çıkan boşluğun da üstinsan ile doldurulabileceğini ifade ediyor. İnsanın aşılması gereken bir kavram olduğunu ifade ediyor ve Nietzsche'nin bir peygamber gibi imgeleştirerek konuşturduğu Zerdüşt, insanı ve insan doğasını anlama adına biz okurları bir yolculuğa çıkarıyor. Çıkılan bu yolda çevresindekilere Nietzsche felsefesinin yapı taşlarından biri olan "Üstinsan"ı ve "Üstinsan" olma yolunda atılacak adımları gösteriyor. İnsanın var olma amacının Üstinsanı geliştirmek olduğunu
Felsefe
Böyle Buyurdu ZerdüştFriedrich Nietzsche · Can Yayınları · 202147,6bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
9/10
·120 syf.·
2023 19. kitabı
bu kitap bana hiç tanımadığım bir akademisyen tarafından aylar önce hediye edilmişti. kitap elime geçene kadar böyle bir kitabın varlığından haberdar değildim hatta ismini çok tuhaf bulup okumayı ertelemiştim. felsefe ile de aramın iyi olduğu söylenemez tabii belki o yüzden de ertelemiş olabilirim ama artık bu kitabı okumuş bitirmiş ve beğenmiş biri olarak bu düşüncelerimi sizlerle de paylaşmak istedim. enkheiridion, stoacı bir filozof olan epiktetos'un düşüncelerine, konuşmalarına, derslerine yer veren bir kitaptır. yalnız kitabı epiktetos yazmamış, öğrencisi olan arrianus epiktetos'un anlatılarını kaleme almış; diatribai ve enkheiridion olarak iki farklı eser olarak günümüze gelmesine olanak sağlamıştır. binlerce sene öncesinden bu yana insanlığın karşılaştığı sorunlara cevap niteliği taşıyan eski yunanca da ismi "rehber kitap", "kılavuz kitap" ya da "el kitabı" diye anılan bu kitap hacim olarak çok küçük olsa da mâna açısından hacmiyle zıt özellikle taşımaktadır. her bir cümlesi nitelikli çok değerli bir eser olduğu düşüncesindeyim. her ne kadar düşüncelerimi şuan ifade edemiyor olsamda herkesin bir gün muhakkak okuması gereken bir kitap olduğunu söyleyebilirim. stoa felsefesini hedef almış olmasına rağmen insana hitap etmesi, tüm aforizmalarını upuzun açıklamış olması (bkz. asıl metin 26 sayfa iken açıklamalar 55 sayfa), kitabın benimle konuşuyor olması çok hoşuma gitti. ayrıca kişisel gelişim kitaplarının işlevine hizmet etmediğini düşündüğüm okumaktan kaçınan biri olarak bu kitapta bir kişisel gelişim edası almadım desem yalan olur ama kişisel gelişim tarzı kitaplar hep kendi tekrar ettiği kanısında olduğum için bu kitabın bambaşka ufuklara yelken açtığını söyleyebilirim. velhasıl kitabı tüm okurlara elbette tavsiye ediyorum. *stoacı felsefeden de kısacık
Felsefe
EnkheiridionEpiktetos · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,663 okunma
5/10
·120 syf.·
2023 2. kitabı
attila ilhan denilince birçoğumuzun aklına ''ben sana mecburum'', ''üçüncü şahsın şiiri'' ve benim de en sevdiğim şiiri olan ''aysel git başımdan'' şiirleri gelir. bu bahsettiğim şiirler nasıl da duygu yüklü içinde binbir anlam taşıyan şiirler değil mi? eğer bir kere bile okuduysanız bilirsiniz zaten bunu. ayrılık sevdaya dahil şiir kitabını bu şiirlerden aldığım hazzı alacağımı düşünerek okumaya başlamıştım ancak bana kalırsa şiirler arasında bir bütünlük yok şiirin kendi içinde bile bir bütünlüğü yok. tamam nazım biçimi serbest şiir çok da fazla anlam bütünlüğü beklememek gerek ama yine de insan şiir okurken keyif almak istiyor, dizelerin akılda kalmasını bir anıyla özdeşleşmesini istiyor, bazen keyiften dört köşe olmak bazense acıdan gözlerinin dolmasını istiyor. şiir okurken dinlenmek istiyor insan. elbette benim gibi düşünmeyen pek çok kişi vardır ama çok büyük beklentiyle başladığım, şairin birkaç şiirini çok sevdiğim hatta ezbere bildiğim yani kendimle ve yaşamla bağdaştırdığım için istediğimi alamayınca hayal kırıklığına uğradım diyebilirim. çok kötü mü dersek hayır tabii güzel birkaç dize de mevcut ve kitaba adını veren ayrılık sevdaya dahil şiiri de fena sayılmaz. ama yine de 8.3 puanı hak etmiyor benim nezdimde, üzgünüm. e buraya kadar okuduysanız kitaptan beğendiğim birkaç alıntıyı okumaya da hak kazandınız :)) ''tanrı insanı unuttu şeytan vekil doğruyla yanlış yer değiştirmiş bir muamma kimin ne yaptığı anlaşılamadı bir türlü kim kime kefil dualar işlemiyor galiba eskimiş yalnızlık sızıntısı zehirli yeşil kaygılar kahverengi sokuluyor bütün yüzler silinmiş kim kimdir belli değil büyük bir intihardan korkuluyor'' /sayfa 29 ayrılık sevdaya dahil şiirinden de bir parça paylaşmasak olmaz (: ''ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu gecenin
Şiir
Ayrılık Sevdaya DahilAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20227bin okunma
Bu Bir İnceleme Değildir!!!
Puan vermedi·192 syf.·
2022 16. kitabı
neredeyse iki yıl önce bu kitaptaki bazı alıntıları görmüştüm ve hemen kütüphaneme eklemiştim bu zamana kadar da başlayamamıştım. demek ki bu kitabın zamanı şimdiymiş diyorum. eğer iki yıl önce okusaydım eminim şuan anladığımdan daha az şey anlardım (şuanda da çok bir şeyler anladığımı söyleyemem tabii) ve daha az şeyi zihnimin süzgecinden geçirirdim. açıkçası kitap 192 sayfadan oluşmasına rağmen sanki kalın bir kitapmış gibi ağır ağır ilerliyor ya da ben öyle ilerledim. kitap bir roman ya da bir öykü kitabı değil. belirli uzunluklarda pasajlardan oluşan kurgu dışı bir kitap ve bu pasajları sindire sindire okumak bir paragrafta beklemek hatta bir cümlede beklemek o cümleyi anlamak gerçekten beyin dalgalarımı harekete geçirdi ((: eğer yazar bu kitabın hemen anlaşılmasını isteseydi öyle yazardı diye düşünüyorum. belli ki ufkumuzu açıp bizi derin düşüncelere sevk etmek istemiş ve bence bunu başardı... teşekkürler cioran. ''nerede tükettin ömrünü? bir hareketin hatırası, bir tutkunun işareti, bir maceranın parıltısı, güzel ve firari bir cinnet - geçmişinde bunların hiçbiri yok; hiçbir sayıklama senin ismini taşımıyor, seni hiçbir zaaf onurlandırmıyor. iz bırakmadan kayıp gittin; senin rüyan neydi peki?'' (sayfa 161, arka kapaktan bir alıntı)
Çürümenin KitabıEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma