Gelgelelim rastlantının matkap uçları elmastandır ve içinde bolca tehlikeli tuzak barındıran kader,
hiç umulmadık bir yerden kendine bir kapı bulmayı bilir ve kaya gibi sert mizaçları bile temelinden sarsarak darmadağın eder.
" Efsaneye göre, Simurg o kadar yaşlıdır ki dünyanın yıkılışına üç kez tanık olmuştur. Kuş, ömrünün sonuna geldiğini anladığı her seferinde ateşiyle kendini yakıp küllerinden yeniden doğar. Uzun ömrü onu bir bilgeye, şifacıya, aynı zamanda da efsaneye dönüştürmüştür. Onu gören kimsenin olmadığı bir zamanda, kuşlar için yaşamın giderek zorlaştığı günlerde Simurg'un bir tüyü bulunur. Söylentiye göre Simurg, Kaf Dağı'nın zirvesinde yaşıyordur ve tüyü buraya, onu gören birisi getirmiştir. Bunu duyan kuşlar bir kurtarıcıya ulaşmak umuduyla Simurg' u bulmaya karar verirler. Kaf Dağı'na gidebilmek için yedi vadiyi geçmeleri gerekiyordur. Aşk, ustalık, istek, yalnızlık, şaşkınlık, hırs ve yok oluş vadilerini aşarken karşılaştıkları zor şartlar yüzünden kuşların bir kısmı yolculuktan vazgeçer, bir kısmı vadilerde gördükleri şeylerin peşine düşüp amaçlarını unutur, bir kısmı da düşüncesiz kararları yüzünden canlarından olurlar. Son vadiyi geçtiklerinde kuşlardan sadece otuz tane kalmıştır. Kaf Dağı'na vardıklarında orada Simurg' u bulamazlar ama buldukları başka bir şey vardır. Simurg'un aslında otuz kuş demek olduğunu öğrenirler. Buldukları şeyse... "
Sesinin hoş, kendini dinlettiren tınısıyla anlattığı hikayeyi dinlerken heyecanlanıp araya giriyorum.
* Kendileri mi? *