Şu da bilinmektedir ki, bu evrende her şey yerleşik kanunlara, bir hikmet ve gayeye uygun şekilde var olmaktadır. Sırf tesadüf eseri olarak bu kadar sanatkârane hususların var olduğu nasıl düşünülebilir?
Gerçekte doğru düşünme imkânına sahip olan bütün akıllar bu en mükemmel zatın var olduğuna hükmetmektedir. Bu en mükemmel zat, insan tahayyülünün icat ettiği bir zihinsel varlıktan ibaret değildir. Zira biz her yönüyle mükemmellikten mahrumuz. Mükemmellikten mahrum olandan, en mükemmel bir şey ortaya çıkamaz. O halde bize bu düşünceyi, tek olan en mükemmel bir varlık ilham etmektedir. O da tasavvur ettiğimiz azamet sahibi bir varlıktır.