...Doğu Türkistan'a kaçan Kazak ve Kırgızlar'ın geri gelmeye başladıklarından söz etti. Çinliler komünlerde onlara hayatı zehir etmişler. Yemeklerini evlerinde kendileri pişirip yemelerine izin vermemişler. Günde üç defa aşevlerinde kaynatılan kazanların önünde, büyük küçük sıraya giriyor, tabaklarına ne koyarlarsa onu yiyorlarmış. Öyle güç şartlar altında bırakılmışlar ki, şimdi hepsi varını yoğunu bırakıp kaçıyor, kabul edilmeleri için de Sovyet otoritesinin kapısında bekliyorlarmış.
...böylesine uzayıp giden ıssız, kıraç bir ovayı ilk defa görüyordu. Yedigey çok sonra anlayacaktı ki, ruhunu ancak bu bozkır kadar enginleştirmesini bilenler o düzeye çıkabilirler, Sarı-Özek'in sessizliğiyle başbaşa kalabilirlerdi.
Birden nefesi kesildi: Aral'ın ötelerinden esen rüzgar, uyanmakta olan baharın, pelinlerin, belli belirsiz kekremsi kokularını getiriyordu. Oh, yurdundaydı çok şükür!