Ağlamak uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan son kuvvetin bir feryadıdır. Ağlayamadığımız zamanlar, bizde o gücün de mahvolduğu zamanlardır ki onun yerine geçen etkili bir sessizlik en şiddetli hüzün gözyaşlarından daha yakıcıdır.
Zavallı çocuklar! Sizin o mini mini elleriniz eski Asya vahşetinin kullandığı ve birkaç asırdan beri insanlığın zorbaca hükmü altında inlediği esaret zincirlerini kırmak için değil, belki kendiniz gibi küçük kuşları, güzel çiçekleri okşamak içindir.
Bir çocuğun bir çocuktan yardım dileği, diğerinin insanlık değerlerine açık olan sevgi dolu küçücük kalbinden doğan hisle bir tek kurtuluş yolu olarak, "Ben seni dolaba saklarım," şeklindeki koruyucu ve masum vaadini duymak ne dokunaklı, acı bir şeydir!