Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi
Ah dilber yürekleri burktun. Talihinle beraber yüzün de gülmedi. Başına gelen onca şey, statü ayrılığı acı bir şekilde gözler önüne serilmiş.. Türk klasiklerinden güzel bir eserdi.
1000k
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Koridor Yayıncılık · 202056,4bin okunma
6/10
·151 syf.··
Beğendi
·
2021 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2021 14:48
Esirlik-aşk-ölüm üçgeni içinde geçen bir serüven... İnsanların saf düşüncelerini de; gaddar, kendini beğenmiş, mevkiye güvenen yönününde işlendiği güzel bir eserdi. Döneminin ruhunu ve halan içinde bulunduğumuz toplumunun ruhunu hissedeceğiniz, sizi Kafkas’lardan alıp İstanbul’a oradan da Mısır’a götüren bir halkın romanı...
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Koridor Yayıncılık · 202056,4bin okunma
10/10
·144 syf.·
2021 35. kitabı
Dilber daha çok küçükken esircinin eline düşer ve bir eve satılır. Orada her fırsatta eziyet ve aşağılamalara maruz kalır. Evin efendisinin tayini çıkması nedeniyle başka şehire giderken halayık (kadın köle, cariye) Dilber'i başka bir eve satarlar.Burda da evin hizmetlerinin yanı sıra evin ressam oğlu Celal'e modellik yapar.Bütün bunlar olurken hem Dilber hemde evin oğlu farkında olmadan birbirlerine aşık olurlar.Ama evin hanımı da dahil herkes bu aşka karşıdır.Birgün Celal amcasının evine gittiği sırada evin hanımı Dilber'i evden kaçırtır.Gelipte Dilber'i göremeyen Celal mecnuna döner ve her sokakta her evde Dilber'ini arar.Acaba Dilber ve Celal bir daha birbirlerini görebilecekler mi? Yoksa yaşadıkları herşey evin arkasındaki kuytu köşede yaşadıklarından ibaret miydi? Türk klasiği pek okumam ama dilinin sadeliği, harika betimlemeleriyle duygu yüklü çok güzel bir kitaptı. Sevgiyle kalın, kitapla kalın.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Koridor Yayıncılık · 202056,4bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2021 15. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2021 17:17
Türk edebiyatının romantizmden realizme geçişte ilk örneği sayılan bu kitap, bir aşk romanı olmakla beraber, esaret, kölelik, hürriyet gibi kavramları da işlemiştir. Yazarın dile olan hakimiyeti o kadar güzel ki, tasvirler gerçekten şahane. Film sahnesi gibi gözünüzün önünde yaşandığını hissediyorsunuz olayların. Sonu ile kalbinizi ezecek olan bu kitabı bir solukta okuyacaksınız eminim. Lise yıllarında okumuştum fakat yeni bir bakış açısı ile yeniden okumak istedim, iyi ki okumuşum. Keyifli okumalar..
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Koridor Yayıncılık · 202056,4bin okunma
8/10
·144 syf.·
2021 35. kitabı
Ne güzel bir kitaptın sen öyle. Sami Paşazade Sezai nin bu kitabı, ilk realist roman olması açısından çok değerli bir kitap. Baştan sona bir çırpıda bitecek kadar akıcı ve konu açısından zihni yormayan, Türk filmi tadında bir hikaye. Keşke sonu öyle olmasaydı dedim ama sanırım mutlu sonlara alışmışız ondan. Kitabı kendimce iki bölüme ayırdım Dilber'in köle olarak satıldığı iki ev ve iki ayrı duygu olarak. Özellikle @koridoryayinlari nın günümüz Türkçesine uygun anlatımı da okuru yormuyor. Tatlı, güzel bir hikaye zihnini dinlendirmek isteyen okuma arasına atıştırmalık kitap tabiriyle eklemek isteyenler için güzel bir kitap.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Koridor Yayıncılık · 202056,4bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 6. kitabı
Ahh Dilber Hürriyetine kavuşmanın böyle olmasını asla beklemezdim:( Celal bey bir yandan sen bir yandan yandınız ,kavruldunuz. . Bazı cümleler o kadar uzundu ki nefesim kesildi sandım sonra başa dönüp tekrar tekrar okudum diyebilirim. Güzel bir klasikti. Kitaplığıma çok yakışacak.)
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Koridor Yayıncılık · 202056,4bin okunma
Sergüzeşt
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2023 00:00
Küçüklükten beri esir olan Dilber'in hikâyesini anlatan akıcı bir kitap. Güzel baskısıyla insanı okumaya davet ediyor. Tavsiye ederim. Sergüzeşt Samipaşazade Sezai
Roman
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Koridor Yayıncılık · 202056,4bin okunma
10/10
·144 syf.·
2021 45. kitabı
"Sergüzeşt”, macera anlamında bir kelimedir. Esaret konusunu ele alan ve bir paşazade ile cariyenin uygun görülmeyen aşkını anlatan kitabın kahramanı, Kafkasya'dan getirilip konaklarda halayık olarak çalıştırılan Dilber'dir. Roman; halkı eğitmeyi, köhnemiş kurumları ve düşünceleri değiştirmeyi amaçlayan Tanzimat dönemi düşünce sisteminin kölelik kurumuna yönelttiği toplumsal bir eleştiridir."
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Koridor Yayıncılık · 202056,4bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2020 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2020 21:15
Sami Paşazade Sezai’nin II. Abdülhamit döneminde yazdığı, dönemin ruhunu yansıtmaya çalıştığı bir romanı.Eseri yalnızca romantizmden realizme geçişin örneği olarak tanımlamak, bence Sami Paşazade Sezai’nin asıl amacını gölgede bırakmak olur. Sosyolojik açıdan incelenmeye değer, anlamlı iletiler alabileceğimiz, üzerinde biraz düşündüğümüzde ise “hürriyet” denen nimetin şükrüne erebileceğimiz bir eser. Bugün sorsak 19.yy’ı 21.yy’a nazaran tercih eden çok insana rastlarız.O zamanlarda eğitim şöyle iyi idi, sosyal hayat böyle iyi idi,aile hayatı kaliteli idi vb. gerekçeler sunulur. Evet iyi olan çok şey vardı şüphesiz; ama kimlere iyiydi ? Dönemin iyi yaşama hakkı verilmiş kesimine mensup iseniz iyidir, o bile kısmen iyidir.Peki ya dönemin “köle pazarında satılan bir esiri” olacaksınız deseler yine iyi midir? Allah’ın kuluna bahşettiği hürriyeti, başka bir kul nasıl elinden alabilir? Romanın sonunda Nil’in sularına kapılan Dilber için şöyle diyor yazar: “Bu bahtsız esiri nereye götürüyor? Hürriyetine...” Çünkü bir esir iseniz sizi ancak ölüm azad edebilir. Romanın 21.yy’daki okuru olarak çıkaracağım mesaj şudur: Hürriyet bir insanlık onurudur, hürriyet Cumhuriyet’tir.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Koridor Yayıncılık · 202056,4bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2021 92. kitabı
Kitabın adı: Sergüzeşt Yazarın adı:Sami Paşazade Sezai Okuyanın adı: Nezaket Topal Sayfa sayısı:144 Yazarımız konu olarak Hürriyeti seçmiş. Bu konuyu da esir-efendi ilişkisiyle anlatmayı tercih etmiş. Celal bey genç ressam ve evin oğludur. Dilber ise köle . Bu iki genç birbirini sever. Nasıl olur bir esir ve efendi birbirini sever ve aşık olur. Derhal el konulmalı bu birbirini seven genci ayırmalı. Aynen öyle yapılır Celal ve Dilberi ayırırlar. Nasıl mı Dilberi satarak. Hiç umurlarında mı bu iki genç ne olacak. Celal bey permeperişan bir hale gelir yaşar mı siz düşünün .... Dilber kime nereye satıldı nasıl bir yaşamı oldu esaretten kurtuldu mu iki genç birbirine kavuştu mu....
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Koridor Yayıncılık · 202056,4bin okunma

Yazar Hakkında

Samipaşazade SezaiYazar · 18 kitap
Sami Paşazade Sezai (Osmanlıca: سامى باشا زاده سزائى), (d. 1859 İstanbul - ö. 26 Nisan 1936 İstanbul) Türk realist öykücü, romancı.rnrnTürk Edebiyatının ilk gerçekçi romanlarından birisi olma özelliğiyle edebiyat tarihinde büyük önem taşıyan “Sergüzeşt” adlı romanın yazarıdır. Türk edebiyatında modern kısa hikâyenin kurucularındandır. Yaşamı 1859 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Tanzimat devrinin ileri gelen isimlerinden, Osmanlı Devleti’nin ilk Maarif Nazırı (Eğitim bakanı) Abdurrahman Sami Paşa ile Paşa’nın ikinci eşi olan Dilarayiş Hanım’ın oğludur. Babasının Taşkasap, Taşkasap’taki konağında özel öğrenim gördü. Konaktaki eğitim yıllarında Farsça, Arapça, Fransızca, Almanca; daha sonra Londra’da görev yaptığı yıllarda İngilizce öğrendi. Yirmi yaşına kadar resmi bir görev almayıp, edebiyat konusundaki bilgilerini artırmayı tercih etti. “Maarif” başlıklı ilk yazısı 1874 yılında “Kamer” adlı gazetede yayımlandı. 3 perdelik bir piyes olan “Şir” isimli ilk eseri 1879’da yayımlandı. 1880'de, ağabeyi Abdüllatif Suphi Paşa’nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi’ne memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi. 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinde İstanbul'a döndü, İstişare Odası’na memur oldu. Bu dönemde Latife Hanım ile kısa süren bir evlilik yaptı. 1885 - 1901 arasında İstanbul’da yaşadı ve edebi açıdan verimli bir dönem geçirdi. Abdülhak Hamit ve Recaizade Ekrem ile yakın dost oldu. 17-18 yaşlarında iken tanıştığı Namık Kemal ile sürekli mektuplaştı. Diğer Tanzimat yazarları gibi çok sayıda eser vermedi; bir roman, iki küçük hikâye kitabı, hatıra ve seyahat yazıları yazdı. 1888’de bir paşazade ile cariyenin aşk öyküsünü anlattığı Sergüzeşt adlı romanı yayımlayarak Şemseddin Sami, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi'den sonra Türk edebiyatının ilk romancıları arasına girdi. Alphonse Daudet'den “Jak” romanını Türkçeye çevirdi. 1891’de hikayelerini “Küçük Şeyler” adlı kitapta topladı. 1897'de İkdam Gazetesi'nde makaleler ve hikayeler yazdı. Bazı makale ve hikayelerini “Rumuzü'l-Edeb” (1898) adlı kitapta topladı.rnrnSergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek bundan kurtulmak için 1901’de Paris'e gitti ve 1908'de Meşrutiyet'in ilanına kadar da orada kaldı. Yurtdışına kaçışını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlanan “1901‘e Ait Bir Hatıra” başlıklı yazısında anlattı. Paris’te Jön Türkler’le tanıştı; İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı ve cemiyet içinde saygın bir yere geldi. Cemiyetin 15 Şubat 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı yayın organında Osmanlı Devleti politikalarını ve rejimini eleştiren yazılar yayımladı. Paris yıllarını “1901’den İtibaren Paris’te Geçen Seneler”, “Paris Hatıratından”, “Paris’te Yedi Sene” adlı yazılarında anlattı.rnrnII. Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul'a döndü ve Madrid elçisi olarak görevlendirildi. I. Dünya Savaşı başlayınca Madrid'den İsviçre'ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği zamanı “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında anlattı.rnrnMütareke devrinde 1921 yılında yaş haddi dolmadan hükümet tarafından emekliye sevkedildi ve İstanbul'a döndü.rnrnSon yıllarını Kadıköy’ün Mühürdar semtindeki evinde geçirdi. Çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını 1924’te yayımladığı “İclal” isimli kitapta topladı.rnrn1927'de kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla "Hidamat-ı Vataniyye" tertibinden maaş bağlandı. 26 Nisan 1936 tarihinde İstanbul'da zatürreden öldü. Cenazesi, Göksu’daki aile mezarlığına, yeğeni İclal’in yanına defnedildi. Edebi Kişiliği İlk eserini Namık Kemal etkisinde yazdığı “Şir” adlı eseri ile tiyatro oyunu alanında veren sanatçı; roman, hikâye, hatıra, sohbet, makale ve şiir ile üne kavuştu. Tek romanı olan Sergüzeşt, bütünüyle esaret konusunu işleyen ilk roman olarak edebiyatımızda yer aldı; cariyelik ve kölelik siteminin eleştirildiği roman, onun en ünlü eseri oldu. Besim Ömer Paşa tarafından Fransızca’ya çevrildi. Romanının getirdiği ünle hikâyeci yönü gölgede kalmış olsa da hikayecilik yönü çok güçlü bir yazardı. Küçük olayları konu alan hikâyeleri ile kısa hikâye türünü, Türk edebiyatına soktu. Tanzimat döneminin en genç yazarı olan sanatçı, “Küçük Şeyler” adlı kitabı ile Servet-i Fünun yazarlarını etkiledi. Namık Kemal’in etkisiyle bir çok hikayesinin dilini süsledi, uzun cümleler kullandı. Yazılarında romantizm ile realizmi birleştirdi. “Sanat için sanat” anlayışıyla eserler verdi. Konularını her zaman yerli hayattan seçti.