•rəna•

•rəna•
@_thecfr_
Azərbaycan Memarlıq və İnşaat Universiteti
Bakı
Bakı, 5 Kasım 2006
41 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Şövalye, atını bir derenin kenarında durdurmuş. Su içmiş, içirmiş. Saat gecenin bir vakti, mevsim zaten hep kışmış. Su içmek için eğildiği simsiyah derede gecenin karanlığını görmüş, sonra dereye yansıyan yıldızları. Başını kaldırmış, gülümsemiş. “Üstümde binlercesi var, ” demiş, “ben günlerdir birini arıyorum. ”
Reklam
İnsanın çevresinde ne kadar insan olursa olsun yalnız hissediyor bazen. Yanında olmadan da yanında olan birini istiyor insan.
Yol uzun, güneş sıcak, ay uzakmış... Başını kaldırmış şövalye, “Ne garip,” demiş, “aradığım yıldız, yolumu aydınlatan güneş... Ne garip, gece olacak. Aradığım hala yıldız, yolumu aydınlatan ay. ”İçini çekmiş. “Ey güneş,” demiş, “ey ay... Sen olsaydın aradığım, düşer miydin yedi dağ öteye? Yoksa kavuşmak olur muydu senin gökyüzünde doğuşun. Söyle bana, kavuşmak dokunmadan olur mu? Her dokunan kavuşur mu?”
Hani bazı anlar vardır. Saf gibi kalırsınız ve güçlü bir tepki vermek istersiniz. Ama bunun yerine yapabileceğiniz tek şey yutkunmak olur.
Benden giden kimse olmadı. Çünkü bana gelen kimse olmadı.
Reklam