Kafamda spesifik bir olay örgüsünü belirlemesem de çizmiş olduğum bir atmosfer vardı. Yazdığım kitabın Kakome Lokantası ya da Little Forest filmlerinin atmosferine sahip olmasını istiyordum.
Seungwoo beş yıl sevdiği bir işte, beş yıl da sevmediği bir işte çalışmıştı. Hangi hayat daha iyiydi? Doğruyu söylemek gerekirse, ikinciyi seçerdi. Daha rahat ve özgür bir yaşama sahip olduğundan değildi. Sevmediği işi yaparken boşluğa düşmüş, boşluk hissiyatını yenmek için kendini Koreceye vermiş ve buralara kadar gelmişti. Hayat, tek bir olayı ele alarak değerlendirilemeyecek kadar karmaşık ve kapsamlıydı. Sevdiğiniz işi yaparken mutsuz olabilir, sevmediğiniz işi yaparken önünüze çıkan başka bir fırsatla mutsuzluğu yenebilirsiniz. Yaşam çözümü zor ve çok yönlüydü. İş, yaşamın merkezinde epey önemli bir rol oynasa da, yaşamın içindeki mutluluk ve mutsuzluktan sorumlu değildi.
"Sevdiği işi yapan herkes mutlu değil. Keyif aldığın işi güzel bir ortamda yaptığını düşün. Belki de ortamın daha önemli olduğu söylenebilir. Sevdiğin işi keyifle yapabildiğin bir ortama sahip değilsen, sevdiğin iş vazgeçmek istediğin bir işe dönüşür. O yüzden 'Öncelikle sevdiğin işi bul, o zaman mutlaka mutlu olacaksın' söylemi herkes için geçerli olmayabilir. Hatta bana kalırsa fazla naif bir düşünce."