Tuğçe

Osmanlı Türkiyesi'nde yeni bilim, tıp ve teknik terimleri meslek erbabında Arapça, Farsça, kök ve kuralları ile türetiliyordu. Bu terimler başka Müslüman ülkelere de geçiyordu. İngilizcede de terimler Latince, biraz da eski Grekçeden türetilir. Ancak İngilizcenin başka seçeneği, kendi kuralları hemen hemen yoktur. Sadece 400 yıl kadarlık bir mazisi olan 5 dilin kırması uyduruk İngilizcenin sokak dilinin bile %60'ı Latince.Roma İmparatorluğu bilinçli bir şekilde bugünkü Fransa'nın, İspanya'nın, Romanya'nın dillerini toptan Latinleştirdi. Hadrian Duvarı'na kadar işgal edilebilmiş İngiltere'ninki ise kısmen Latinleşti. Geri kalanın da çoğu 1066 Norman istilasıyla Fransızlaştı. Uzmanlara göre İngilizcede bugün gerçek öz İngilizce sözcüklerin sayısı sadece %15!... Böyle bir dil için on bin yıllık 250 milyonun dili -dilbilimcileri şaşırtacak kesinlik ve yetenekteki bir dil; Tükçe- feda edilir mi? Türkçenin terim üretme yetenekleri ise her dilden fazla. Hem de yeni türetilen Türkçe sözlerden halk bile bir şeyler anlayabiliyor. (Amerikanca'da mümkün değil) Onun için Atatürk bilimsel terimlerin türetilmesinde Arapça ve Farsça kurallarını değil, Türkçeyi esas aldı.
Sayfa 156·Kitabı okudu
Türkçe
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Her ülkenin eğitim dili, çoğunluğunun anadili olan resmi dilidir. Her haysiyetli, şerefli, bağımsız ülkede bu böyledir. İşte, bakın tümüyle Avrupa'ya bütün Güney Amerika'ya, Rusya, Lehistan, Bulgaristan, Macaristan, Çek ve Slovakya'ya, İsrail'e, Japonya'ya, Çin ve Kore'ye, daha nice nicesine: Kendi dilini bırakıp da, ne dosdoğru dil kuralları, ne bir matematiksel açık seçikliği olan İngilizce gibi geçmişi birkaç yüz senelik, dört-beş dilin kırması uyduruk bir yabancı dilden eğitimini yapan bir ülke daha göremeyeceksiniz. Ha bulabilirsiniz: Yakın zamanda İngiliz ve Fransız sömürgesi olmuş, sonra resmen bağımsız sayılmış, ama dil emperyalizmine kurban gittiği için bir türlü gerçek sömürgelikten kurtulamayan zavallı ülkeler bulursunuz; Cezayir ve Tunus gibi... Sahi bir de Türkiye var. Allah Allah, diyor insan; Türkiye ne zaman sömürge olmuştu ki? Olmasın diye niçin Kurtuluş Savaşı verdi ki? Sonunda bir avuç şerefsizden oluşan bir hıyanet şebekesi, İngiliz Muhipleri ve Amerikan Mandacılarının ahfâdı, binlerce yıllık koca Türk Milletini toptan uyutsun, tarihini, dilini, töresini, inancını unuttursun, onun çil yavrusu gibi dağıtsın, arasına olmadık nifâk soksun, sanayiini, tarımını, hayvancılığını yok etsin, parasını çürütsün, Avrupa'ya kör bir pazar, İngiliz'e hamal etsin diye mi?
Sayfa 108·Kitabı okudu
Türkçe

Tuğçe

, bir kitap okudu
Puan vermedi·136 syf.·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2023 10:30
·
2023 12. kitabı
Vincent Van Gogh
8.2/10 · 8,1bin okunma
Sonunda yıldızlı geceyi gece bir sokak fenerinin dibinde boyamayı başardım. Gök yeşil mavi, su koyu mavi, toprak yerler mor. Şehir mavi ve menekşe rengi, fener sarı, ışınları altın-kızıl sarı ve bronz yeşile kadar gidiyor. Göğün yeşil-mavi alanı üstünde Büyük Ayı yeşil pembe ışıltılıdır, göze batmayan solgunluğu gaz fenerinin sert altın sarısıyla karşıtlık halindedir.
Sayfa 109·Kitabı okudu
Anı-Mektup-Günlük-Edebiyat
Japonların elinden çıkan her parçadaki sonsuz kesinliği kıskanıyorum. Yaptıkları hiçbir zaman can sıkıcı değil ve hiç bir şeyi de aceleyle yapmışa benzemiyorlar. Çalışmaları nefes alır gibi sade; bir figürü birkaç çizgiyle öyle rahatça çiziyorlar ki, bu iş yeleğinin düğmelerini kapamak kadar basitmiş gibi.
Sayfa 108·Kitabı okudu
Anı-Mektup-Günlük-Edebiyat