Dinmedi, coştu gönülde sızı.
Bekler olduk “gel artık” diyecek sözü.
Nefse Nemrud olup, harlarken közü,
Derman olmaya bir sinek yetti bize…
Dünyadan el çekende, eteğinde taş;
Arıya sitem eder, peteğinde yaş.
Bin lebbeyk ile koşar, özünde savaş;
Âşığa mevdûd olduk, bir firâk yetti bize…
Dile gelse vebalim, lâl olurdu ahvâlim.
Elest’te verilen sözdür hayâlim.
Âcizim ey Muktedir, yoktur mecâlim;
Sırâtı müstakîm eyle, bir yokuş yetti bize…
Görülmez hilâlimiz, gündüze bakar.
Bayramdır hoş gelen, gönüle akar.
“Söz uçar, yazı kalır” derler, yazarız;
Kalemi kavî eyle, bir virgül yetti bize…